Tümü 🏠 Aile ve Toplum ⏳ Ahiret ve Kabir 💚 Ahlak ve Edep 🤲 İbadet ve Namaz 🕌 Hadis ve Sünnet 🗣️ Genel Sohbet 🌙 Peygamber Kıssaları 💬 Nasihat ve Öğütler 📖 Kur'an ve Tefsir 📿 Dua ve Zikir 🕋 Hac ve Umre ⚖️ Helal Haram ☪️ İman ve İtikat 🌛 Ramazan ve Oruç 🌾 Kader ve İmtihan 📚 Kıssalar ve İbretler 📜 İslam Tarihi ✨ Tasavvuf ve Maneviyat

(115) Hz.Peygamber'e (s.a.v.) Ümmet Oluşumuzun Hikmet ve Gayesi - Timurtaş Uçar Hocaefendi

👁 1.775 izlenme 👍 31 📅 12 Mart 2013 ⏱ 55:23
🎙️ Timurtaş Uçar 💚 Ahlak ve Edep
Sesli (mp3) Sohbet-115 http://www.ilimmeclisi.org
📝 (115) Hz.Peygamber'e (s.a.v.) Ümmet Oluşumuzun Hikmet ve Gayesi - Timurtaş Uçar Hocaefendi — Yazılı Anlatım

Timurtaş Uçar Hocaefendi bu vaazında, önceki derste başladığı konuyu tamamlıyor: Müslümanın varoluş sebebi ve Peygamber Efendimize ümmet oluşumuzun hikmeti. Vaazın cevap aradığı soru şudur: bu ümmet niçin "en hayırlı ümmet" diye tavsif edilmiştir?

Hayırlı ümmet olmanın sebebi

Hocaefendi, Kur'an-ı Kerim'de bu ümmetin insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmet olarak takdim edildiğini hatırlatıyor. Ancak asıl dikkat çektiği nokta, ayetin devamı: bu vasfın sebebi iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak ve dini tebliğ etmektir. Yani şeref, kuru bir unvan değil, bir vazifenin karşılığıdır. Hocaefendi bunu şöyle özetliyor: nerede ve hangi şartlarda bulunulursa bulunulsun mümin, önce nefsine ve ailesine, sonra çevresine İslam'ı anlatmakla mükelleftir.

Neden en mükemmel ümmet

Önceki ümmetler dinin henüz tamamlanmamış hâlini tebliğ ederken, bu ümmet dinin en son ve en mükemmel şeklini yaymakla vazifelendirilmiştir.

Sahabe niçin oturmadı

Hocaefendi bu noktada çok çarpıcı bir muhakeme yürütüyor. Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevî ve Mescid-i Aksâ'da kılınan namazın kat kat sevap kazandırdığını bildiren hadis-i şerifleri hatırlatıyor. Sonra soruyor: madem öyle, sahabe-i kiram niçin kendini Mescid-i Haram'a kapatıp sürekli namaz kılmadı? Cevabını da kendisi veriyor: çünkü onlar durmadan yola çıktılar; kimi Afrika'ya, kimi Anadolu'ya, kimi Kafkasya'ya gitti ve dini en uzak yerlere ulaştırdı. Onların derdi mal ya da şöhret toplamak değil, İslam'ı biraz daha ötelere götürmekti. Hocaefendi bunu, tebliğin nafile ibadetin önüne geçen bir vazife oluşuna delil sayıyor.

Hz. Hamza'nın iman edişi

Vaazın en uzun kıssası Hz. Hamza'nın Müslüman oluşu. Anlatılana göre Hz. Hamza, yeğenine yapılan hakareti duyunca öfkeyle harekete geçmiş ve ardından doğruca Efendimizin huzuruna gelmiştir. Odaya girdiğinde Efendimizi gözyaşları içinde, davasında muvaffak olmak için dua ederken bulmuş; öyle ki içeri girdiğini bile fark etmemiştir. Hz. Hamza yaptığını anlatıp "benden razı oldun mu" diye sorduğunda, Efendimizin ona bütün dünya kendisine verilse dahi iman etmedikçe razı olamayacağını, çünkü Allah razı olmadıkça kendisinin de razı olamayacağını ifade buyurduğu naklediliyor. Bu samimiyeti gören Hz. Hamza'nın orada iman ettiği anlatılıyor.

Metot: davet, ilenç değil

Kıssadan çıkarılan ders, vaazın tebliğ anlayışını da özetliyor. Hocaefendi, vazifenin insanlara sataşmak ve beddua etmek değil, Allah'ın rahmetini ve İslam'ın davetini götürmek olduğunu söylüyor. İnsanların ıslah olması için çalışmak yerine ters bir yola girildiğinden yakınıyor. Vaaz, ümmetin birliği ve dinleyicilerin duaları için yapılan uzunca bir niyaz ile tamamlanıyor.

Bu yazı, vaazın ana başlıklarını özetlemektedir; kıssaların ve anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.