(100) Hicret'in 15.Asrı ve Biz - Timurtaş Uçar Hocaefendi
Timurtaş Uçar Hocaefendi bu sohbetinde, Hicret'in 15. asrına girildiği günlerde hicretin ne anlama geldiğini ve bugünün Müslümanına neyi hatırlattığını anlatıyor. Hocaefendi, hicretin sadece bir takvim başlangıcı olarak anılmasından memnun değil; onu her yıl konuşulan bir yıldönümü olmaktan çıkarıp yaşanan bir şuura dönüştürmeyi teklif ediyor.
Hicretin Kelime ve Istılah Manası
Sohbetin omurgasını hicret kelimesinin izahı oluşturuyor. Hocaefendi önce kelimenin sözlük anlamını veriyor: ayrılmak, terk etmek, bırakmak, vazgeçmek. Ardından İslamî ıstılahtaki karşılığını açıklıyor; Allah'ın emriyle Peygamber Efendimizin doğup büyüdüğü Mekke-i Mükerreme'yi bırakıp Medine-i Münevvere'ye göç etmesi ve muhacir olması. Hocaefendi bu iki manayı yan yana koyarak, hicretin özünde bir "bırakma" iradesi bulunduğunu; kişinin alıştığı, kolayına gelen şeyleri Allah için terk edebilmesinin de bir hicret sayılabileceğini anlatıyor.
Sevr Mağarasında Üç Gün
Hicret hadisesi anlatılırken sohbette en çok üzerinde durulan sahne Sevr Mağarası. Hocaefendi, Peygamber Efendimizin Hz. Ebû Bekir'i yanına alarak yola çıktığını, üç gün üç gece bu mağarada kaldıklarını naklediyor. Anlatılan rivayete göre Hz. Ebû Bekir, mağaranın karanlık deliklerinden zehirli haşerat çıkmasın diye sırtındaki hırkasını parça parça yırtıp bütün delikleri tıkamış, üzerinde hırka namına bir şey kalmamıştır. Hocaefendi bu tabloyu, sadakatin ve fedakârlığın en açık örneklerinden biri olarak aktarıyor.
Hicreti Canlı Tutmak
Hocaefendi, hicret yıldönümünün her yerde konuşuluyor olmasını sevindirici buluyor ve bu yılın konuşmayla geçiştirilmemesini istiyor. Kürsülerden, konferans salonlarından, evlerden, her imkândan istifade edilerek hicretin anlatılmasını; ruhlarda ve gönüllerde kalan bu şuurun meydanlara ve hayata taşınmasını tavsiye ediyor. Bu bahiste dinleyiciye tekrar tekrar uyanık olmayı, gürültüye kapılmamayı, her şeye bir mana vermeyi öğütlüyor. "Müslüman şaşkın olamaz; sığındığı yeri, elini açacağı yeri bilir" diyerek Müslümanın Allah'tan başkasına yönelmemesi gerektiğini ifade ediyor.
Anlatmak ve Sorumluluk Almak
Sohbetin son bölümünde hocaefendi, hakikatin köy köy, kasaba kasaba anlatılması gerektiğini söylüyor ve dinî sorumluluğun tek tek kişilere değil, topluma birlikte yüklendiği bir örnek üzerinde duruyor. Bir mahallede toplumun ihtiyacını karşılayacak hayırlı bir işi kimse üstlenmezse bütün bir mahallenin sorumlu olacağını, birileri o işi üstlendiğinde ise diğerlerinin sorumluluktan kurtulacağını anlatıyor. Hocaefendi burada "ben ne yapabilirim ki" diyen çekingenliği eleştiriyor ve herkesi kendi imkânı ölçüsünde sorumluluk almaya çağırıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.