Tümü 🏠 Aile ve Toplum ⏳ Ahiret ve Kabir 💚 Ahlak ve Edep 🤲 İbadet ve Namaz 🕌 Hadis ve Sünnet 🗣️ Genel Sohbet 🌙 Peygamber Kıssaları 💬 Nasihat ve Öğütler 📖 Kur'an ve Tefsir 📿 Dua ve Zikir 🕋 Hac ve Umre ⚖️ Helal Haram ☪️ İman ve İtikat 🌛 Ramazan ve Oruç 🌾 Kader ve İmtihan 📚 Kıssalar ve İbretler 📜 İslam Tarihi ✨ Tasavvuf ve Maneviyat

Yazıyı Bile Toprağa Gömüyorlardı – Ecdadın İlime Hürmeti | Abdurrahman Büyükkörükçü

👁 1.567 izlenme 👍 47 📅 12 Haziran 2025 ⏱ 30:30
🎙️ Abdurrahman Büyükkörükçü 🏠 Aile ve Toplum
Kanalımıza Abone Olun ➥ https://www.youtube.com/@dinisohbetlertv/videos Abdurrahman Büyükkörükçü, sohbetine babasından dinlediği bir latifeyle başlıyor. Sam Efendi Hazretleri’nin yaşadığı bir olaydan söz ediyor. Sam Efendi bir gün not alırken lafza-i celali (Allah lafzı) yanlış bir yere yazdığını fark eder. Büyük bir edep göstererek, “Bu burada olmayacak, ne yapmalıyım?” diye sorar. Yanındaki damadı Ömer Kirazoğlu (rahmetullahi aleyh) hemen meseleyi anlar, kalemle yazılmış lafzayı dikkatlice siler. Sam Efendi de bundan memnun olur, kendisini tekrar hayırla yâd ederler. Buradan hareketle Abdurrahman Hoca, ecdadımızın ilme ve kutsal yazıya olan saygısına dikkat çeker. Sadece Kur’an ayetlerine değil, dini ilimlerin yazıldığı her metne karşı büyük hürmet gösterildiğini, silinen yazıların süprüntülerinin dahi çöpe atılmayıp toplandığını, hatta uygun bir yere defnedildiğini anlatır. “Biz bu ecdadın evlatlarıyız,” diyerek aynı hassasiyetin bugün de sürdürülmesi gerektiğini vurgular. Sohbetin devamında, Resûlullah’a (s.a.v.) itaatin karşılığının sadece dünyada değil, ahirette de büyük nimetlerle karşılık bulacağını ifade eder. Resulullah’ın yolunda gidenlerin mahşerde onunla beraber olacağını, ebedi saadetin bu itaatin sonucu olduğunu belirtir. Bu nedenle, Efendimiz’in izinden gitmenin sadece bir sevap değil, aynı zamanda sonsuz bir beraberliğin vesilesi olduğunu dile getirir.
📝 Yazıyı Bile Toprağa Gömüyorlardı – Ecdadın İlime Hürmeti | Abdurrahman Büyükkörükçü — Yazılı Anlatım

Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde ilme ve sünnete hürmet konusunu işliyor. Konuya, babasından dinlediği çarpıcı bir hatırayla giriyor: ecdadın yazıya, kaleme ve kâğıda gösterdiği edep. Sohbet buradan sünnete bağlılık, sahabenin teslimiyeti ve haramlara karşı hassasiyet başlıklarına uzanıyor.

Silinen yazıyı bile çöpe atmamak

Hocaefendi, bir yazı yazılırken sehven yanlış yere yazılan Allah lafzının silinmesinde yaşanan tereddüdü naklediyor; o zatın bunu silmeye elinin varmadığını anlatıyor. Buradan ecdadın uygulamasına geçiyor: ilimle meşgul olurken silinen yazıların kırıntıları bile çöpe atılmaz, toplanır ve toprağa gömülürdü. Bunun yalnız mukaddes metinler için değil, ilme duyulan saygıdan dolayı bütün ilmî yazılar için yapıldığını söylüyor.

Fesat zamanında bir sünnetle amel

Sohbette nakledilen bir hadis-i şerife göre, ümmetin bozulduğu bir zamanda Efendimiz'in sünnetlerinden biriyle amel edene büyük bir ecir vaad edilmiştir; rivayetlerde bu ecir şehit sevabıyla ifade edilir. Hocaefendi, sünnete tâbi olmanın karşılığının ahirette Efendimiz'le beraber olmak olduğunu söylüyor.

Zeyd bin Hârise'nin tercihi

Teslimiyet konusunda verilen ilk örnek Hz. Zeyd bin Hârise. Âzat edildikten sonra yıllardır ayrı kaldığı anne babası kendisini bulur ve memleketlerine götürmek için Efendimiz'den izin ister; Efendimiz onun hür olduğunu, dilediğini yapabileceğini söyler. Hocaefendi bu sahneyi, sahabenin Resûlullah'a duyduğu bağlılığı göstermek için naklediyor.

Altın ve ipek meselesi

Sohbette hocaefendi, erkeklere altın ve ipeğin yasaklandığını bildiren rivayetleri kaynaklarıyla birlikte aktarıyor: bir sahabinin parmağındaki altın yüzükle ilgili nakli ve Hz. Ali'den rivayet edilen, Efendimiz'in iki eline aldığı ipek ve altını göstererek söylediği sözü. Bu rivayetleri hangi hadis kitaplarından aldığını da belirtiyor; kendi adına hüküm vermek yerine kaynakları ve nakleden hadis otoritelerini zikretmeyi tercih ediyor.

Rivayetlere karşı edep

Sohbetin bir bölümünde, geçmişte Resûlullah'tan gelen bir habere itiraz edenler hakkında âlimlerin ne kadar hassas davrandığına dair nakiller aktarılıyor. Hocaefendi'nin buradan çıkardığı ders şu: Efendimiz'den gelen haberler konusunda dikkatli olmak, hafife alacak bir üslup kullanmamak gerekir.

Haramın alışkanlığa dönüşmesi

Sohbetin sonunda İmam Kuşeyrî'ye nispet edilen bir söz naklediliyor: bir emri yerine getirmekte kusur edenler için af ümidi vardır, fakat haramı alışkanlık hâline getirenler için tehlike daha büyüktür. Sebebi, tekrarlana tekrarlana o yanlışın insanın gözünde küçülmesidir. Hocaefendi bu nakli aktardıktan sonra dua ile sohbetini tamamlıyor.

Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.