Yaz Sıcağı Bahane Değil! Tesettür ve Kulluk Bilinci | Abdurrahman Büyükkörükçü
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu yaz akşamı sohbetinde, sıcak havaların kullukta gevşemeye bahane edilmemesi gerektiğini anlatıyor. Ramazan-ı Şerif'e yaklaşılan günlerde yapılan sohbetin ana fikri açık: mevsim değişir, kulluk değişmez.
Yaz Rehaveti ve Sohbeti İhmal Etmemek
Hocaefendi söze, yaz akşamlarının sohbetlerin ihmal edildiği zamanlar olduğunu söyleyerek başlıyor. Gündüzün yorgunluğu, sıcağın verdiği rehavet ve tatil meşguliyeti insanı ibadette bile dalgınlığa sürükleyebiliyor. Buna karşılık "kaç kardeşimizi ekran başında bulabilirsek" diyerek sohbeti sürdürmeyi tercih ettiğini belirtiyor ve dinleyicilere gönüllerini Ramazan'a hazırlamalarını tavsiye ediyor. Ramazanın hangi mevsime denk gelirse gelsin rahmetiyle beraber geldiğini söylüyor.
"İçimizdeki Sefihler Yüzünden..."
Sohbette, Hz. Mûsâ'nın diliyle nakledilen bir niyaz hatırlatılıyor: içimizdeki akılsızların işlediği sebebiyle bizi helak eder misin? Hocaefendi "sefih" kelimesinin, aklını kullanmayan, aklıyla Allah'a kulluk etmeyen kimse için kullanıldığını, müfessirlerin bu manayı verdiğini aktarıyor ve bu duayı hem başkaları hem de kendimiz için okumamız gerektiğini söylüyor.
Tesettür: Sıcak Bahane Olmaz
Sohbetin merkezinde tesettür var. Hocaefendi hanım kardeşlerine hitap ederek, sıcak, tatil ya da "burada bizi tanıyan yok" gibi gerekçelerin İslam'ın tesettür ölçüsünden taviz vermeye sebep sayılamayacağını ifade ediyor. Bunu bir nasihat olarak sunduğunu, "din nasihattir" düsturuyla söylediğini belirtiyor; ehl-i sünnet çizgisine uygun olanı tercih ettiğini, yanıldığı yerlerde ikaz edilmeyi rica ettiğini de ekliyor.
Ölçü Nedir? "Biz Zâhire Hükmederiz"
Hocaefendi burada mühim bir usul meselesine değiniyor: kalpleri ve sırları ancak Allah bilir, insanlar olarak biz görünene bakarız. Bir kimse hakkında kanaat oluştururken namazına, ticari hayatına, arkadaşlarına ve aile hayatına bakılır. Bu ölçüyü babasından naklettiği çarpıcı bir sözle pekiştiriyor: aile hayatına sahip olmayan, evladıyla ilgilenmeyen, ailesine İslamî yaşayışı öğretmeyen bir kimseyi havada uçarken görseniz bile inanmayın; ölçü İslam'dır. Böylece olağanüstü görünen hâllerin değil, dine bağlılığın ölçü kabul edilmesi gerektiğini vurguluyor.
Her Yerde Gören Bir Rab
Sohbetin son bölümünde hocaefendi, insanın nerede olursa olsun Allah'ın görgüsü altında olduğunu hatırlatıyor. Evimizin en karanlık köşesinde bizi gören Rabbimiz, tatilde, şehirde, yurt dışında, Kâbe'nin karşısında da görmektedir. Bu şuurun helal-haram çizgisine dikkat etmeyi kolaylaştıracağını söylüyor. Sohbet, yazın sıcağı kışın soğuğu demeden, dünyanın değişen hâllerine göre taviz vermeden dini yaşama duası ile tamamlanıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.