Vaaz-3 (24-06-2011)- Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu vaazında, mümin olmanın kendisini bir nimet ve şeref olarak ele alıyor; ardından bu nimetin nasıl korunacağına dair somut bir tavsiyeye geliyor: çocuklara Kur'an öğretmek. Yaz tatilinin başladığı bir günde yapılan vaaz, aileler için pratik bir çağrıya dönüşüyor.
Sayılamayan Nimetler
Hocaefendi söze, Allah'ın nimetlerini saymaya kalksak sayamayacağımızı bildiren ayete atıfla başlıyor. Bu nimetlerin başında iman ve İslam şerefinin geldiğini söylüyor: kâinatı yoktan var eden yüce kudrete kul olmak ve Peygamber Efendimiz'in ümmetinden sayılmak. Bu iki nimetin farkında olmayı Rabbinden niyaz ediyor ve mahşerde bu ikrar üzere haşrolunmayı diliyor.
Kur'an: Manevi Anayasamız
Vaazın ikinci konusu Kur'an-ı Kerim'in yeri. Hocaefendi Kur'an'ı "hayat nizamı" ve "manevi anayasa" diye tarif ediyor. Nerede duracağımızı, nasıl yaşayacağımızı ve Rabbimizin rızasına nasıl ereceğimizi bize bu kitabın bildirdiğini; Peygamber Efendimiz'in de bu yolda rehber ve önder olduğunu ifade ediyor.
Kur'an'ın Suç Sayıldığı Günler
Vaazın en duygulu bölümünde hocaefendi, babasından dinlediği bir hatırayı naklediyor. Anlatılana göre babası, talebelik yıllarında hocasına giderken Kur'an'ını ve ders kitabını gömleğinin içine saklayarak yürümek zorunda kalmıştır; o dönemde Kur'an taşımak neredeyse bir suç aleti taşımak gibi görülüyordu. Hocaefendi bunu gözyaşlarıyla dinlediğini söylüyor ve o günlerin bir daha yaşanmaması için dua ediyor.
Yaz Tatili İçin Bir Çağrı
Bu hatıradan çıkardığı sonuç net: Kur'an okumayı bilmemenin acısını sonradan telafi etmek zordur. Altmış yaşına gelip "ben Kur'an okumayı bilmiyorum" diyen kimselerle karşılaştığını anlatan hocaefendi, çocukluk çağında öğrenilmezse işin çok güçleştiğini söylüyor. Yaz tatilinin başladığı bu günlerde çocukları ehil bir hocanın önüne oturtmayı; tecvide ve tertile riayet eden, Kur'an'ı hakkıyla okuyan bir üstattan ders aldırmayı tavsiye ediyor. İmkânı olanların evlatlarını hafız yetiştirmesini, Kur'an kurslarına sahip çıkılmasını istiyor ve Kur'an kurslarını bir milletin en önemli müessesesi olarak niteliyor.
Camilere Sahip Çıkmak
Vaazın sonunda müftülükten gelen bir duyuruyu cemaate iletiyor: bir ilçede yapılmakta olan cami için yardım talep edilmektedir. Hocaefendi camileri ve minareleri "bu vatanın İslam mühürleri" diye anıyor; yardımda bulunmanın hesap gününde insanın önüne çıkacak bir hayır olduğunu söyleyerek dua ile vaazını tamamlıyor.
Bu yazı, vaazın ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.