TAHİR BÜYÜKKÖRÜKÇÜ HOCAEFENDİ (R.A.) ARAMIZDAN AYRILALI 4 YIL OLDU
Bu program, Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi'nin vefatının dördüncü yıl dönümü münasebetiyle hazırlanmış bir anma yayını. Kendi sesinden kürsü kayıtları, cenaze görüntüleri ve Konya'da bıraktığı iz üzerinden, elli yılı aşkın bir vaaz ömrünün özeti sunuluyor.
"Âlimin Ölümü Âlemin Ölümü Gibidir"
Program, rivayet edilen bu hadis-i şerifle açılıyor. Bir ilim adamının vefatının, geride yalnız bir aile değil bütün bir topluluk bıraktığı vurgulanıyor. Programda hocaefendi "sultanü'l-vâizîn" ve "susturulamayan manevi mimar" gibi ifadelerle anılıyor.
Konya'da Geçen Bir Ömür
Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi 1925 yılında Konya'da dünyaya geliyor. Elli yıl boyunca kendine özgü üslubuyla, dinleyenlerin zihninde yer eden sözlerle hakkı ve hakikati anlatmayı sürdürüyor. Programda, hayatı boyunca karşılaştığı zorlukların, evinde göz hapsinde tutulduğu dönemlerin ve yargılandığı davaların onu doğru bildiğini söylemekten alıkoymadığı anlatılıyor. Nezaketinden hiç taviz vermediği de özellikle belirtiliyor.
Kürsüde Bir Üslup
Anma programında hocaefendinin kürsüdeki tavrına dair notlar yer alıyor. Kimi zaman Mevlânâ'yı, kimi zaman Muhammed İkbal'i anlattığı; cemaatine Âkif'i sevdirdiği; her konuşmasında umut verdiği, yol gösterdiği ve insanları korkutmadığı ifade ediliyor. Konya'ya olan sevgisi de kayıtlardan yansıyor; şehri "aşk şehri, iman şehri, Kur'an şehri, ilim şehri" diye anıyor. Yayında ayrıca onun cemaatine yaptığı bir dua yer alıyor: neslinin kıyamete kadar ehl-i mescit, ehl-i ibadet, ehl-i hikmet ve ehl-i marifet olması niyazı.
Dile Getirdiği Bir Temenni
Programda hocaefendinin sık sık tekrarladığı bir arzusu hatırlatılıyor: ya Medine'de ya da Konya'da, sabah namazının secdesinde yahut kürsüde cemaatiyle hasbihâl ederken ruhunu teslim etmek istediğini söylüyor. Vefatının hemen ardından bu sözlerinin cemaat tarafından bir kez daha hatırlandığı aktarılıyor.
5 Mart 2011 Sabahı
Yayına göre 5 Mart 2011 sabahı Konya'daki bütün camilerden aynı anda yükselen salâlar, hocaefendinin vefatını haber veriyor. Ertesi gün cenazesi, adıyla özdeşleşen Kapı Camii'ne son kez getiriliyor. Programda, yüz binlerin katıldığı bu uğurlamanın Konya için tarihî bir gün olduğu; cenazenin omuzlar üzerinde taşınarak Üçler Mezarlığı'na, hocası kabul edilen bir zatın kabri yakınına defnedildiği anlatılıyor. Anma, geride her zamankinden fazla duaya ihtiyaç duyan bir ümmet bırakıldığı hatırlatmasıyla ve rahmet dileğiyle tamamlanıyor.
Bu yazı, programın ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.