Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi'nin Hayatından Kesitler (04-03-2015) - Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde babası merhum Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi'nin hayatından kesitler anlatıyor. Uzunca bir aradan sonra cemaatiyle yeniden buluştuğu bu program, hem şahsi bir hasret konuşması hem de bir büyüğün yetişme hikâyesinin nakli olarak ilerliyor.
Uzun bir aradan sonra
Hocaefendi söze, dört ay kadar süren ayrılığın sebebini açıklayarak başlıyor: Ağır bir kalp ameliyatı geçirmiştir. Bu süre boyunca kardeşlerinin dualarını her nefeste hissettiğini söylüyor ve çilenin kendi payına düşmesini istediğini ifade ediyor. İlahi takdirin geride daha yaşanacak bir ömür bıraktığını söyleyerek şükrediyor.
İlim yolunda bir çocuk
Sohbetin asıl bölümü babasının talebelik yıllarına ayrılmış. Anlatılanlara göre Tahir Hocaefendi daha ortaokul sıralarındayken Arapçaya öyle bir iştiyakla sarılmış ki, derslerde başka bir şeyle meşgul olduğu için arkadaşları şikâyetçi olurmuş. Sonunda okulu bırakıp dinî tahsile yönelmiş. Bu karar bütün ailenin muhalefetiyle karşılaşmış; buna rağmen mücadelesini tek başına vermiş.
Kur'an okumanın zor olduğu yıllar
Hocaefendi, o günlerin şartlarını hatırlatıyor: Arapça dersleri bir yana, Kur'an-ı Kerim okumanın dahi suç sayıldığı bir dönemdir. Babası hocasının evine giderken kitabını gömleğinin içine saklar, kapının önünde sağa sola bakıp takip edilip edilmediğini kontrol eder, hocasına bir sıkıntı gelmesin diye tedbirli davranırmış.
Yamalı iç lastik
Sohbetin en akılda kalan detayı bir bisiklet. Yokluk yıllarında hocasının evi uzak olduğu için bisikletle giden Tahir Hocaefendi'nin, bisikletin iç lastiğinde sayısız yama varmış. Kendi ifadesiyle, gidişte kendisi bisiklete biner, dönüşte tekerlek indiği için bisikleti kendisi taşır, akşam yamayıp ertesi gün yine yola çıkarmış. Bu şartlarda dört yıl boyunca hocasına devam etmiştir. Oğlu, babasının bu hatırayı bazen ağlayarak bazen gülerek anlattığını söylüyor.
Askerlik ve irşat hayatı
Anlatılanlara göre irşat ve vaaz hayatı daha askerlik yıllarında, İzmir'de başlamıştır. Gece boyunca camide sohbet edilip sabah görev başına dönüldüğü naklediliyor. Hocaefendi, babasının bu dönemde Mahmud Sâmi Ramazanoğlu Hazretleri'ne intisap ettiğini de belirtiyor ve kendisini azim ve irade sahibi bir insan olarak gördüğünü söylüyor.
Bir gazete yazısında Tahir Hocaefendi
Sohbetin sonunda hocaefendi, Necip Fazıl Kısakürek'in 1965 tarihli bir gazete yazısını okuyor. O yazıda Necip Fazıl, Burdur'da tanıdığı Tahir Hocaefendi'yi, hayalinde yaşattığı üstün din adamı tipinin gerçekleşmiş hâli olarak niteler ve böyle bir şahsiyetin taşrada kalmış olmasına hayıflanır. Hocaefendi program sonunda dinleyicilerine teşekkür ederek dualarını istiyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.