Şeytanın Değil Rahmanın Kulu Olacağız! | Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde, insanın önündeki iki yolu net biçimde ortaya koyuyor: Şeytanın peşinden gitmek ya da Rahman'a kul olmak. Konuya Nisâ sûresinin 118 ve 119. ayetlerini okuyarak giriyor ve bu ayetlerde şeytanın insanla ilgili niyetinin bizzat kendi diliyle nakledildiğini anlatıyor.
Lanetlenmiş Bir Varlık
Hocaefendi önce şeytanın kim olduğunu hatırlatıyor. Cennette bulunduğu sırada Hz. Âdem'e secde emrine karşı geldiği için kovulmuş, yani Allah'ın rahmetinden uzaklaştırılmıştır. Ardından kendisine kıyamete kadar mühlet verilmesini istemiş, dünya bir imtihan yeri olduğu için bu mühlet verilmiştir. Hocaefendinin çıkardığı ilk sonuç şudur: Rahmetten kovulmuş bir varlığın peşinden giden kimse, sonunda onunla aynı yere düşer.
Şeytanın Kendi Sözleri
Ayette şeytanın kovulduktan sonra söyledikleri nakledilmektedir: Allah'ın kullarından belirli bir pay edinecek, onları saptıracak, kendi arzularının peşine takacaktır. Hocaefendi, başka ayetlerde geçen "önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim" ifadesini de hatırlatıyor. Buna karşılık Rabbimizin verdiği cevap da sohbette vurgulanıyor: Öyle kullar olacaktır ki şeytan onlara güç yetiremeyecek, onlar kendisini tanıyacak ve peşinden gitmeyeceklerdir.
Zayıf Tuzak, Güçlü Tecrübe
Hocaefendi burada ilginç bir dengeye dikkat çekiyor. Kur'an şeytanın tuzağının zayıf olduğunu bildirir; buna rağmen insanlar sık sık bu tuzağa düşmektedir. Sebebini şöyle açıklıyor: Şeytanın Hz. Âdem'den bu yana biriktirdiği çok uzun bir tecrübesi vardır. Yani mesele tuzağın gücünde değil, insanın gafletindedir. Ayrıca nefsin de bu işte şeytana yardımcı olduğunu, hatta nefsin daha yakın ve daha şiddetli bir düşman olduğunu söylüyor.
Yanlışın Cazip Gösterilmesi
Sohbetin en pratik tespiti şudur: Şeytan haramı olduğu gibi göstermez, süsleyerek gösterir. Hocaefendi bu bahiste Efendimizin dünya için kullandığı "tatlı ve yeşil" tabirini hatırlatıyor ve aynı çekiciliğin yanlışlara da giydirildiğini söylüyor. Sonunda geriye kalan ise pişmanlıktır; "keşke yapmasaydım" denildiğinde iş işten geçmiş olur.
Korunmanın Yolları
Hocaefendi sohbeti bir soruyla sürdürüyor: Peki ne yapacağız? Kendi verdiği cevaplar sade ve uygulanabilir: Uyanık olmak, abdestli bulunmaya gayret etmek, duayı ihmal etmemek, Âyetü'l-Kürsî okumak ve belki hepsinden önemlisi birbirine iyiyi tavsiye eden dostlar edinmek. Müminlerin birbirinin gözcüsü olmasını, hatırlatmayı ve tavsiyeyi elden bırakmamasını istiyor. Hayatın bir mücadeleden ibaret olduğunu, dünyanın imtihan yeri olduğunu tekrarlayarak, insana yakışanın şeytanın değil Rahman'ın kulu olmak olduğunu söylüyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.