Bu program, Bolu'da medfun bulunan Şeyh Mustafa Safiyyüddin Hazretlerinin mekânında çekiliyor ve Anadolu'da yetişmiş büyük velilerden biri olarak anılan bu zatın hayatını, ilim yolculuğunu ve hakkında nakledilen hatıraları anlatıyor. Sunumun çıkış noktası dikkat çekici: bir zamanlar meşhur olan bu zat bugün hemen yanı başındaki cemaat tarafından bile pek bilinmiyor.
Diyarbakır'dan başlayan ilim yolculuğu
Anlatıldığına göre Mustafa Safiyyüddin Hazretleri, Diyarbakır ulemasından bir müftünün oğlu olarak âlim bir aile içinde yetişiyor. Dokuz yaşında Kur'an-ı Kerim'i ezberleyip hafız oluyor; sarf ve nahiv gibi Arapça'nın temel ilimlerini babasından okuyor. Programda gramer bilinmeden İslamî ilimlerin doğru anlaşılamayacağı ayrıca vurgulanıyor. Medrese kitaplarını tamamladıktan sonra babasının izniyle dönemin ilim merkezi olan İstanbul'a gidiyor ve orada tahsilini bitirerek icazet alıyor.
Manevi terbiyeye yöneliş
Hayatının dönüm noktası olarak, İstanbul'da müderrislik yapmaya karar verdiği sırada gördüğü bir rüya anlatılıyor. Rivayete göre bu rüyada, devrin tanınmış velilerinden Çerkeşli Mustafa Efendi kendisine İstanbul'da kalmamasını, yanına gelip marifet ilmini öğrenmesini söylüyor. Dergâha vardığında hemen kabul edilmediği, bir müddet bekletildiği aktarılıyor. Programda bu bekletilmenin sebebi ilim ile nefis ilişkisi üzerinden yorumlanıyor: manevi terbiyeden geçmemiş bir ilmin insanda kibre dönüşebileceği söyleniyor. Bütün ilmini bir kenara bırakıp talip olduktan sonra kendisine tarikat edebi veriliyor ve büyük bir gayretle bu terbiyeden geçiyor.
Hakkında anlatılan hatıralar
Programda, kaynaklarda ve talebelerinin nakillerinde yer aldığı söylenen birkaç hatıra aktarılıyor. Bunlardan biri, dergâhın ihtiyacı için seccadesinin altından para çıkardığının anlatılması. Bir diğeri, ilim tahsili yapmamış bir hizmetçisinin içinden geçirdiği duayı fark ederek ona okumasını söylediği ve o kişinin sonradan hayli ilerlediği anlatısı. Hac yolculuğunda kafilenin bütün masraflarını üstlendiği, vekilharç tayin ettiği kişiye kesedeki parayı saymamasını şart koştuğu ve dönüşte kesede hâlâ para bulunduğu da anlatılan hatıralar arasında.
Dünyaya bakış
Bu hatıralardan çıkarılan ders şöyle özetleniyor: dünyayı baş köşeye koymak yerine, onu insanı taşıyan bir binek gibi görmek gerekir.
Vefatı
Vefatından önce söylediği nakledilen sözlerde, talep ettiği her şeyin kendisine ihsan edildiğini ve uzun yıllar bu yolda bulunduğunu ifade ettiği aktarılıyor. Program, bu zat hakkında daha fazlasının kitaplardan okunması tavsiyesiyle sona eriyor.
Bu yazı, programın ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.