Rabbimize yaklaşabilmenin çaresi ve derdi içinde olmalıyız ! | Abdurrahman Büyükkörükçü
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde, kulluğun asıl gayesini ve her gün biraz daha Allah'a yaklaşabilme derdini taşımanın önemini anlatıyor. Cennet arzusu ve cehennem korkusuyla başlayan sohbet, ibadetin en yüksek mertebesinin ne olduğu sorusuna ve bu şuurun nesillere aktarılmasına doğru ilerliyor.
Cennet arzusu, cehennem korkusu ve ötesi
Hocaefendi, cennetin her müminin özlediği bir yer olduğunu, İbrahim aleyhisselâmın da cennete girenlerden olmayı niyaz ettiğini hatırlatarak söze başlıyor. Ardından İslam büyüklerinden naklen şunu aktarıyor: Sadece cennet için ibadet edenin hâli bir mertebe, sadece cehennem korkusuyla ibadet edenin hâli bir başka mertebedir; asıl olan ise Allah, Rabbimiz olduğu için O'na kulluk etmektir. Hocaefendi bu ölçüyü aktarırken kendisinin bu noktanın çok gerisinde olduğunu söyleyerek tevazu gösteriyor ve bu ideali hiç olmazsa gönlümüzün bir köşesinde taşımayı tavsiye ediyor.
Her gün biraz daha yaklaşmak
Sohbetin ana fikri burada beliriyor. Hocaefendi, insanın her gün biraz daha ölüme yaklaştığını, dünyayı biraz daha geride bıraktığını hatırlatarak, geldiğimiz gibi gitmenin bir kayıp olduğunu söylüyor. Kulluğun bir tekâmül yolculuğu olması gerektiğini, müminin her gün olgunluğa doğru mesafe kat etmesi gerektiğini vurguluyor. Kendini geliştirmeyen, yıllar geçtiği hâlde aynı yerde duran bir hayatın müminin ideali olamayacağını ifade ediyor.
Gönül alçak, himmet yüksek
Hocaefendi, babasından naklen çok sevdiğini söylediği bir ölçüyü paylaşıyor: "Gönlünüz alçak, himmetiniz âlî olsun." Yani kişi mütevazı olacak, kibirlenmeyecek, başkalarını küçük görmeyecek, dedikodu ve çekiştirmeye bulaşmayacak; ama hedefi, gayreti ve gözü yüksekte olacak. Bu sözü memleket evlatlarının her birine tek tek söyleyebilmeyi arzu ettiğini belirtiyor.
Evlatlara hem madde hem mâna
Son bölümde hocaefendi nesil meselesine geçiyor. Çocukların Allah'ın birer emaneti olduğunu, tertemiz bir fıtratla dünyaya geldiklerini belirterek, ailelere iki hatırlatma yapıyor. Birincisi, üç kuruşluk dünya menfaati uğruna rızkı bulandırmamak. İkincisi, evladı yalnızca diploma ve kariyerle yetiştirmeyip mâna tarafına da sahip çıkmak: namazıyla ilgilenmek, gönlünden tutmak, güzel kıssalar anlatmak, sohbet meclislerine götürmek. Hem dünya ilimlerinde hem mâna âleminde yüksek hedefler taşıyan bir nesil temennisiyle sohbetini sürdürüyor ve camilerde gördüğü gençlerden duyduğu memnuniyeti dile getiriyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.