Tümü 🏠 Aile ve Toplum ⏳ Ahiret ve Kabir 💚 Ahlak ve Edep 🤲 İbadet ve Namaz 🕌 Hadis ve Sünnet 🗣️ Genel Sohbet 🌙 Peygamber Kıssaları 💬 Nasihat ve Öğütler 📖 Kur'an ve Tefsir 📿 Dua ve Zikir 🕋 Hac ve Umre ⚖️ Helal Haram ☪️ İman ve İtikat 🌛 Ramazan ve Oruç 🌾 Kader ve İmtihan 📚 Kıssalar ve İbretler 📜 İslam Tarihi ✨ Tasavvuf ve Maneviyat

Peygamberimizin Sünneti: Marifetullah ve Akl-ı Selim | Tahir Büyükkörükçü

👁 970 izlenme 👍 45 📅 23 Ekim 2025 ⏱ 14:00
🎙️ Tahir Büyükkörükçü 🏠 Aile ve Toplum
Sohbet, Tahir Büyükkörükçü’nün Hz. Ali’nin faziletleri, Peygamber Efendimiz’le yakınlığı ve marifetullahın (Allah’ı bilmenin) önemi üzerine yaptığı bir vaazın içeriğidir. Vaaz, Hz. Ali’nin hem Peygamberimizin amcazadesi hem damadı olduğu, onun “Harun’un Musa’ya olduğu gibi bana kardeşsin” hadisiyle övüldüğü, ilim ve takvayla yüceltilmiş bir şahsiyet olduğu vurgusuyla başlar. Peygamber Efendimizin “Marifetullah sermayemdir” sözünden yola çıkarak, insanın yaratılış gayesinin Allah’ı tanımak ve O’na yönelmek olduğu anlatılır. Vaiz, “Cinleri ve insanları ancak beni tanımaları için yarattım” ayetini hatırlatarak Müslümanın asli görevinin Allah’ı bilmek olduğunu vurgular. Daha sonra aklın dini temeli oluşturduğu belirtilir: “Aklı olmayanın dini olmaz.” Gerçek aklın “akl-ı selim” olduğu, bunun da vahyin ışığında şekillendiği anlatılır. Vahiyden uzak aklın karanlıkta kalan göz gibi hiçbir hakikati göremeyeceği söylenir. Günümüzden örneklerle sigara ve içki gibi alışkanlıkların zararlarına değinilir; insanların akıllarını kullanmadan kendi söylediklerine zıt davranışlar sergilediği eleştirilir. Sonuçta, insanın hem marifetullah (Allah’ı bilme) hem de aklını vahyin rehberliğinde kullanarak doğru bir iman ve ahlâk üzerine yaşaması gerektiği öğütlenir. Kanalımıza Abone Olun ➥ https://www.youtube.com/@dinisohbetlertv/videos
📝 Peygamberimizin Sünneti: Marifetullah ve Akl-ı Selim | Tahir Büyükkörükçü — Yazılı Anlatım

Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde, Hz. Ali'nin Peygamber Efendimize yönelttiği bir soruyu merkeze alıyor: "Sünnetiniz nedir ya Resulallah?" Yani şahsiyetinizi ören esaslar hangileridir? Efendimizin verdiği cevabın ilk kelimesi sohbetin de anahtarı oluyor: marifetullah.

"Sermayem Marifetullahtır"

Hocaefendi bu cevabı bir tacir benzetmesiyle açıyor. Elinde sermayesi olmayan bir tüccarın hiçbir iş göremeyeceğini; Efendimizin de sermayesinin Allah'ı bilmek olduğunu söylüyor. Buradan yaratılış gayesine geçiyor. İnsanların ve cinlerin yalnızca kulluk için yaratıldığını bildiren ayeti hatırlatarak, müfessirlerin bir kısmının bu ayetteki kulluğu "Allah'ı bilmek" şeklinde açıkladığını naklediyor. Hocaefendi cemaatine dönüp soruyor: Dünyaya gelişimizin hedefi nedir? Cevabı yine aynı: Allah'ı bilmek, bulmak, ona ermek.

Hz. Ali'nin Yeri

Sohbetin girişinde hocaefendi Hz. Ali'nin faziletlerinden bahsediyor. Peygamber Efendimizin amcasının oğlu ve damadı olduğunu, Hz. Fâtıma'nın eşi, Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin'in babası olduğunu hatırlatıyor. Efendimizin ona hitaben söylediği, kendisi için Musa'ya göre Harun'un yeri neyse onun da o yerde olduğunu bildiren sözü naklediyor.

Taif Dönüşü Verilen Cevap

Hocaefendi marifetullahın ne demek olduğunu bir hatırayla somutlaştırıyor. Peygamber Efendimiz Taif'te davetini sunduğunda büyük eziyet görmüş, çile çekmiştir. Rivayet edildiğine göre dönüş yolunda kendisine hâlinin nasıl olduğu sorulduğunda verdiği cevap tek cümledir: Rabbim benden razı olsun, bu bana yeter. Hocaefendi bu cevabı, kulun bütün arayışının nerede son bulduğunu gösteren bir ölçü olarak anlatıyor ve dinleyicileri için de aynı rızayı niyaz ediyor.

Kundaktan Başlayan Terbiye

Sohbette pratik bir tavsiye de var. Hocaefendi, çocuğun daha kundaktayken, dili dönmeye başlamadan önce bile ona "Allah bir" dedirtmeye çalıştığını anlatıyor. Parmağını kaldıran çocuğun, dili döndükçe kelime-i tevhide geçtiğini söylüyor. Ona göre marifetullah eğitimi ilk günden başlar.

Vahiyle Işıklanmayan Akıl

Sohbetin son bölümü akl-ı selim meselesine ayrılıyor. Hocaefendi, bir eserde geçen sert bir tabiri naklediyor: vahiyle aydınlanmayan akıl, karanlıktaki göz gibidir; hiçbir hakikati göremez. Bu görüşü desteklemek için gündelik hayattan çelişkiler sıralıyor. Hastasına sigaranın zararını anlatırken kendi dudağında sigara bulunan doktoru; içkinin kötülüklerin anası olduğunu anlatan konferansı verdiği hâlde kendisi vazgeçemeyen kimseyi örnek gösteriyor. Hocaefendi buradan şu neticeyi çıkarıyor: bilmek tek başına yetmiyor; aklın doğru işleyebilmesi için vahyin ışığına ihtiyacı var.

Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.