Peygamber Efendimiz (S.A.V.)'in Sünnetleri-1 (25-04-2012)- Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde Peygamber Efendimiz'in sünnetlerini ele almaya başlıyor. Sohbet, Efendimiz'in doğumunun anıldığı programların yapıldığı bir haftaya denk geldiği için, söze bu programların değeri üzerine bir değerlendirmeyle giriyor.
Programlara katılmanın manası
Hocaefendi, Efendimiz adına yapılan toplantılara katılmayı "biz varız" demek olarak tarif ediyor. Bu programların köylere kadar indiğini, kendisinin de hafta sonunda yurt dışında iki ayrı şehirde böyle programlara katıldığını anlatıyor. Buradaki tevazuu dikkat çekicidir: konuşanıyla, dinleyicisiyle, hatta kapıda bekçilik yapanıyla herkesin eşit olduğunu söylüyor.
Bu bahiste vefat etmiş, hafızlığı çok güçlü bir tanıdığını anıyor ve onun sıkça okuduğu, her cümlesi "hep gayesi Muhammed" diye biten ilahiyi hatırlıyor.
On iki rekâtın müjdesi
Sohbetin ana konusu, beş vakit namaza bağlı sünnetlerdir. Hocaefendi hadis kaynağına işaret ederek şu müjdeyi naklediyor: bir gün içinde on iki rekât sünnet namazı kılmaya devam eden kimse için cennette bir köşk bina edilir. Bu on iki rekâtı sayarak açıklıyor: öğlenin farzından önceki dört, sonraki iki, akşamdan sonraki iki, yatsıdan sonraki iki ve sabah namazından önceki iki rekât.
Ardından hesabı cemaate yaptırıyor: insan kaç gün yaşadıysa, o kadar ayrı ikramdan söz edilmektedir. Bu sünnetlere ilave olarak kılınan nafilelerin de ihsanı artıracağını, hiçbir zerrenin boşa gitmeyeceğini vurguluyor.
Sabah namazının iki rekâtı
Hocaefendinin özellikle durduğu müjde budur. Rivayet edildiğine göre sabah namazının iki rekât sünneti, dünyadan ve içindekilerden daha hayırlıdır. Hocaefendi bunu somutlaştırmak için şöyle diyor: bir insana her sabah bu iki rekât için bir altın verileceğini söyleseniz, ömrü boyunca kaçırmaz. Oysa vaat edilen karşılık, dünyanın bütün altınından, gümüşünden ve servetinden daha büyüktür.
Bu bahiste sabah namazına kalkmanın zorluğuna da anlayışla değiniyor: geç yatmış bir kimsenin zorlandığını, ama abdest alınca uykunun açıldığını anlatıyor.
Sakal bahsi ve nakil edebi
Sohbetin son bölümünde sünnetlerden sakal meselesine geliniyor. Hocaefendi burada kendi adına hüküm vermiyor; bir hocaefendinin bu konudaki görüşünü okuduğunu belirterek naklediyor ve bunu cemaatine aktarmayı bir vazife saydığını söylüyor. Konuyu, meşru bir mazeret bulunmadığı hâlde bu sünnete riayet etmeyenlerin yarın mahcup olabileceği endişesiyle dile getiriyor; hangi mazeretin meşru sayılacağını ise tam olarak bilemediğini açıkça ifade ediyor.
Sohbetin sonunda konunun tamamlanamadığını söyleyerek, gelecek hafta Nisâ suresinin 119. ayeti çerçevesinde devam edeceğini haber veriyor ve dua ile sözünü bitiriyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.