Peygamber Efendimiz(s.a.v)'in EbuZer el-Gifari'ye(ra)Tavsiyeleri-Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde, Peygamber Efendimiz'in Ebû Zer el-Gıfârî'ye yaptığı tavsiyeler etrafında ilerleyerek dilin korunması, zikrin kalbe verdiği huzur ve güzel ahlakın değeri üzerinde duruyor. Sohbet, hadis-i şeriflerin bir müminin yolunu gösteren işaretler olduğu vurgusuyla başlıyor.
Resulullah'ın Eşiğine Oturur Gibi
Hocaefendi başta, ekrandaki arka planın neden hep Mescid-i Nebevî'nin yeşil kubbesi olduğunu açıklıyor: sohbetlerinin ağırlığını hadis-i şerifler oluşturduğu için, kendisini o mübarek mekânın kapılarının önünde oturmuş gibi hissetmek istemektedir. Ardından ayet-i kerimeler ile hadis-i şerifleri "trafik işaretlerine" benzetiyor: onlar hangi yönü gösteriyorsa o yöne gitmek gerekir.
"Talak" Kelimesini Dile Dolamayın
Sohbetin en dikkat çekici bölümü aile hayatıyla ilgili. Hocaefendi, kendisine gelen sorularda çok basit sebeplerle boşanma sözünün ağza alındığını görmekten duyduğu üzüntüyü anlatıyor. Bir insanın kibrit çöpünden yaptığı oyuncak bir evi bile emeği geçtiği için yıkmaya kıyamadığını hatırlatarak, içinde çocukların bulunduğu bir yuvanın nasıl bu kadar kolay riske atıldığını soruyor. Tavsiyesi nettir: öfke anında insan kendini o kelimeyi söylemeye alıştırmamalıdır. Dönüşü olmayan yollara girildiğine çok kez şahit olduğunu ifade ediyor ve dili güzel şeylere alıştırmayı öğütlüyor.
Kalpler Ancak Zikirle Huzur Bulur
Hocaefendi, gönüldeki sıkıntının ve kederin dağılması için tek çareyi Allah'ın zikri olarak gösteriyor. Videoda, kalplerin ancak Allah'ın zikriyle itminana ereceğini bildiren ayet-i kerime hatırlatılıyor. Buna ek olarak, kulun Rabbini zikretmesine karşılık Rabbinin de onu zikredeceğini bildiren nakli aktarıyor. Hocaefendi bu müjdeyi, eline tesbihini alan bir kulun yalnız olmadığının delili olarak sunuyor.
Kalbine Danış
Sohbetin son bölümünde hocaefendi, Peygamber Efendimiz'in "kalbine sor, fetvayı kalbinden al" mealindeki tavsiyesini aktarıyor. Kendisine soru getiren kardeşlerine sık sık şunu söylediğini anlatıyor: eğer bir iş gönlüne yatmıyor, vicdanını rahatsız ediyorsa onu yapma. Şüpheli meselelerde fetva vermemeye özen gösterdiğini de belirtiyor. Şüpheli şeylerden uzak durmanın bir mümin için temel ölçü olduğunu ifade ediyor.
Güzel Ahlak Gibi Makam Yoktur
Hocaefendi sohbeti, güzel ahlakın üstünlüğünü bildiren hadis-i şerifle bağlıyor: rivayete göre güzel ahlak gibi bir şan, şöhret ve makam yoktur. Buradan çıkardığı sonuç şudur: Allah katında en yüce makam sahipleri, ahlakı Peygamber Efendimiz'in ahlakına en çok benzeyen kimselerdir. Hocaefendi, bir insanın yalnızca bu tek hadisle amel etse kurtulacağına inandığını söylüyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.