Ölüm Geldiğinde İnsanla Kalan Tek Şey | Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi
Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi bu vaazında, İmam Gazâlî'ye nispet edilen bir tasnifi anlatıyor: İnsanın üç arkadaşı vardır ve ölüm geldiğinde bunların ikisi yolda kalır, yalnız biri sahibiyle beraber gider. Vaaz boyunca bu üç arkadaş tek tek ele alınıyor.
Birinci arkadaş: mal ve servet
Hocaefendi ilk arkadaşı mal, mülk, dükkân ve servet olarak sayıyor. Bunun en vefasız arkadaş olduğunu, ölümle birlikte olduğu yerde kaldığını söylüyor. Meseleyi somutlaştırmak için cemaate takılıyor: İmamlara sorduğunu, hiçbirinin kefene cep dikmediğini anlatıyor. İnsanın en sonunda götürebileceği şeyin birkaç arşın bezden ibaret olduğunu, onu bile götürüp götüremeyeceğinin belli olmadığını ifade ediyor. Akıbetin hiç kimse için belli olmadığını da bu vesileyle hatırlatıyor.
İkinci arkadaş: evlat ve yakınlar
İkinci arkadaş çoluk çocuk, dost ve ahbap. Hocaefendi bunların kabre kadar geldiğini, toprağı örttükten sonra geri döndüğünü anlatıyor. Hatta dönüş yolunda miras paylaşımının başladığını, kimi ailelerde bu tartışmanın yıllarca sürdüğünü söylüyor. Vaazda bu noktada, mal ve evladın bir imtihan olduğunu bildiren ayet ile onların dünya hayatının süsü olduğunu belirten ayet hatırlatılıyor.
Evladı istisna yapan şey
Hocaefendi burada bir ayrım koyuyor. Efendimiz'in torunlarını kucağına alıp onlar için söylediği sözü naklederek evladın hayatın güzelliği olduğunu ifade ediyor. Ancak asıl bahtiyarlığı, Allah'tan korkan, namazını kılan, üzerine düşen mali sorumlulukları yerine getiren ve kendisinden sonra da hayır işleyecek bir evlat yetiştirmekte buluyor. Böyle bir evlat bırakanın amel defterinin kapanmayacağını söylüyor.
Üçüncü arkadaş: amel
Vaazın vardığı yer üçüncü arkadaş. Hocaefendi, insanla kabre giren ve orada yalnız bırakmayan tek şeyin amel olduğunu söylüyor. Bu arkadaşın sahibini ya cennete ya ateşe kadar götüreceğini ifade ediyor ve cemaate doğrudan soruyor: Hangisinden olmak istersiniz?
Ölümden korkmayan bir hâl
Sohbette, ömrünün sonunda "size vasiyet edecek bir şeyim yok, sadece Allah ve Resulünün yolundan ayrılmayın" diyen bir zatın hâli anlatılıyor. Hocaefendi böyle bir kul için ölümün ne zaman geldiğinin önemi kalmadığını söylüyor. Mevlânâ'ya nispet edilen, kendisi için uzun ömür değil Rabbine kavuşmayı isteyen sözü de bu bahiste naklediliyor.
Gerçek hürriyet nerede
Vaazın son vurgusu hürriyet üzerine. Hocaefendi gerçek hürriyeti Allah'a kullukta, Kur'an'ın aydınlığında ve imanda gördüğünü söylüyor. Ders, kelime-i şehadet getirilerek ve toplu bir dua ile tamamlanıyor.
Bu yazı, vaazın ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.