KURAN'I TERKETMEK NEDİR? YAHUDİLERİN LANETLENMESİ | Timurtaş Uçar Hocaefendi
Timurtaş Uçar Hocaefendi bu dersinde tek bir soruyu açıyor: Kur'an'ı terk etmek nedir? Cevabı, ilk anda akla gelenden farklı. Ona göre mesele Kur'an'ı raflara kaldırmak değil, okunduğu hâlde hükümlerinin hayata taşınmamasıdır.
Manen terk etmek ne demektir
Hocaefendi meseleyi şöyle tarif ediyor: Kur'an'ın teklif ettiği hükümler, esaslar ve hayat tarzı kabul edilmediği zaman Kur'an manen terk edilmiş olur. Bu terk, kitabı elden bırakmakla değil, ondan gelen ölçüyü günlük kararlarımızın dışında tutmakla gerçekleşir. Dersin bütün akışı bu ayrımın üzerine kuruluyor.
Yazlık ev benzetmesi
Dersin en akılda kalıcı tarafı Hocaefendinin kullandığı teşbih. Yazlık ev, içinde bütün yıl oturulmayan evdir; kapısı kilitli durur, yazdan yaza gidilir, birkaç gün kalınır, sonra yine kapatılır. Hocaefendi teşbihte kusur olmaz diyerek şu tespiti yapıyor: Kur'an, bugün pek çok kimse için yazlık ev hâline gelmiştir. Ölüm olduğunda okunur, bir vesile çıktığında açılır, fakat içinde yaşanmaz. Cümlesini üç kez tekrarlıyor: Kur'an okunuyor, fakat yaşanmıyor.
Sıkıntıların kaynağını doğru yerde aramak
Hocaefendiye göre çekilen sıkıntıların, darlıkların ve dağınıklığın temelinde bu kopukluk yatıyor. Ona göre insan hayatın bir alanında Kur'an'ın ölçüsünü kabul edip diğer alanlarında bir kenara bırakırsa, aradaki boşluk er geç kendini gösterir. Bu tespiti bir suçlama olarak değil, herkesin kendi hâline bakması için bir çağrı olarak sunuyor: bunu lütfen kabul edin diyor.
Ölçü hayatın tamamına konulmalıdır
Dersin çıkardığı netice şudur: Kur'an'ın hükümleri sadece ibadet saatlerine ait değildir. Ticarette, aile hayatında, komşulukla ilişkilerde ve gündelik muamelelerde de aynı ölçü geçerlidir. Hocaefendi, okunanla yaşanan arasındaki mesafenin kapanmasını istiyor ve dinleyeni bu mesafeyi kendi hayatında ölçmeye davet ediyor.
Bu yazı, dersin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.