KUR'AN-I KERİM SADECE BİR İBADET ARACI DEĞİLDİR! | Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi DİNİ SOHBET
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde, Kur'an-ı Kerim'in yalnızca belirli günlerde ve belirli hâllerde okunan bir metin olmadığını, hayatın tamamına yön vermek üzere indirildiğini anlatıyor. Sohbetin başlığındaki iddia da buradan geliyor: Kur'an bir ibadet aracı olmakla sınırlanamaz; o, müminin hayat kaynağıdır.
Ağırlığını dağların taşıyamadığı kelam
Hocaefendi sözlerine, Kur'an'ın azametini bildiren ayeti hatırlatarak başlıyor: bu kelam bir dağın üzerine indirilmiş olsaydı, o dağ Allah korkusundan parça parça olmuş hâlde görülürdü. Hocaefendi şu soruyu soruyor: dağların taşıyamayacağı bir emaneti taşıyabilecek bir kudret verilen insan, bu ikramın farkında mıdır?
Ne için indirildi
Sohbetin ana fikri burada açılıyor. Hocaefendi, Kur'an'ın okunmak, anlaşılmak ve yaşanmak için indirildiğini vurguluyor. Bu bahiste Mehmet Akif'in, Kur'an'ın mezarlıkta okunmak veya fal bakmak için inmediğini söyleyen mısralarını hatırlatıyor. Ona göre bu kelam ölüler için değil, yaşayanlar içindir; inananlar için rahmet ve şifa kaynağıdır. Bu sebeple maddi ve manevi dertlerimize önce Allah'ın kelamında şifa aramamızı tavsiye ediyor.
Sofra benzetmesi
Hocaefendi, Kur'an hakkında nakledilen bir rivayeti aktarıyor: bu kitap, Allah'ın kullarına gökten sunduğu bir ziyafet sofrasıdır. Bu benzetmeyi açarken cemaatine soruyor: çok sevdiğiniz, hürmet ettiğiniz kimseler evinize gelseydi sofranıza neler koyardınız? Öyleyse sahibi âlemlerin Rabbi olan bir sofraya gösterilmesi gereken alaka nasıl olmalıdır?
Manası tükenmeyen kitap
Sohbetin ilim bahsinde hocaefendi, Kur'an'ın lafzının esas olduğunu, fakat ondan mana çıkarmanın, tefsir ve tevil etmenin özel bir istidat ve ilahi lütuf gerektirdiğini söylüyor. İmam Gazali'ye nispet edilen, her ayetin binlerce manası bulunduğu yolundaki sözü aktarıyor.
Sahabeden de örnekler veriliyor. Abdullah İbn Mesud'un, ilim isteyenin Kur'an'a sarılmasını tavsiye ettiği; Abdullah İbn Abbas'ın, kaybettiği bir şeyi bile Kur'an'ın delaletiyle bulabileceğini söylediği naklediliyor. Ayrıca İmam Şafii'nin çok genç yaşta fetva verme icazeti aldığı ve Kâbe'nin karşısında sorulan her soruya Kur'an'dan cevap vereceğini söylediği anlatılıyor. Hocaefendi bunları naklederken bunların kendi sözleri olmadığını özellikle belirtiyor.
Evlatlarımız ve Kur'an
Sohbetin sonu bir çağrıya dönüşüyor. Hocaefendi, evlatların ve torunların Kur'an ehli olarak yetiştirilmesini istiyor; yaz tatilinde çocukların mutlaka Kur'an öğrenmesini, Kur'an kurslarına sahip çıkılmasını rica ediyor. Ona göre bir milletin en önemli müessesesi bu müessesedir. Sohbet, cami yapımına yardım çağrısı ve Kur'an yolunda daim kılınma niyazıyla tamamlanıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.