Kalplere Şifa, Gözlere Yaş: Kur’an’ın Derin Tesiri ve Ebubekir’in Fedakârlığı | Tahir Büyükkörükçü
Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde Kur'an-ı Kerim'in gönüller üzerindeki tesirini anlatıyor. Kur'an'ın hem şifa hem rahmet olduğunu söyleyerek başlıyor ve insanın Kur'an karşısındaki hâlini, kendi iman durumunu ölçebileceği bir ayna olarak takdim ediyor. Sohbetin en çok konuşulan bölümü ise Hz. Ebubekir'in Kur'an okurken gözyaşı döktüğü için Mekke'yi terk etmek zorunda kaldığı anlatım.
Kur'an Okunan Ev, Rahmetin İndiği Evdir
Hocaefendi, bir evde Kur'an okunmuyorsa oraya rahmetin inmeyeceğini bildiren rivayeti hatırlatarak söze giriyor. Ona göre Kur'an okunmaya başlandığı anda manevi bir bereket iniyor. Ardından dinleyene bir ölçü veriyor: Kur'an okunduğunda içinde bir rahatlık, kalbinde bir yıkanma hissediyorsan sevin; eğer sıkıntı hissediyorsan hâline bak.
Balığın Canı Sudadır
Aynı ölçüyü camiye taşıyor hocaefendi. Sohbette, müminin mescitte suda balık gibi olduğunu, buna karşılık gönlü orada olmayanın kafesteki kuş gibi çırpındığını anlatan söz naklediliyor. Camiden rahatsız olan bir kişinin geçmişte kendisine söylediği sözü de örnek verip, insanın gönül dünyasının nerede olduğunu gizleyemeyeceğini vurguluyor.
Ağlayarak Kur'an Okuyan Sıddık
Sohbetin merkezindeki anlatım, Hz. Ebubekir'in fedakârlığı. Nakledildiğine göre vahyin ilk yıllarında Hz. Ebubekir Kâbe'nin karşısında Kur'an okuyor ve okurken ağlıyor. Bu hâlin Mekkeliler üzerinde bıraktığı tesirden rahatsız olan müşrikler ona gelip "Ya Kur'an okumayı bırakırsın ya Mekke'yi terk edersin" diyorlar. Onun cevabı sohbetin özeti gibi: "Ben Kur'an okumadan yapamam, hayatım Kur'an'a bağlı." Ve Mekke'den çıkıyor. Hocaefendi ayrıca, Peygamber Efendimizin Kur'an okurken ağlamayı tavsiye ettiği rivayetini hatırlatıyor ve bunun zorlamayla olmayacağını, gönül yumuşaklığı gerektirdiğini söylüyor.
Ağlamadığı Günlere Ağlamak
Sohbette Hz. Ebubekir'e dair bir başka hatıra daha aktarılıyor. Yaşı ilerlediği bir gün yine ağlarken "Niçin ağlıyorsun?" diye sorulduğunda, "Ağlamadığım günlere ağlıyorum" cevabını verdiği naklediliyor. Hocaefendi buna Hz. Ömer'in gözyaşlarını da ekliyor; siyer ve şemail eserlerinde onun yanaklarında gözyaşının iz bıraktığının yazıldığını hatırlatıyor.
Kuyudan Çıkaran İp
Sohbetin sonunda hocaefendi doğrudan bir çağrı yapıyor: Kur'an'la amel edin, Kur'an'ın yoluna girin, onun yapmayın dediğinden uzak durun, yapın dediğine bütün gücünüzle sarılın. Burada Mesnevi'den bir manaya yer veriyor: insan aslında güzellikte Yusuf gibidir, ama dünya kuyusuna düşmüştür; oradan çıkması için bir ipe ihtiyacı vardır, o ip de Kur'an'dır. Hocaefendi, Kur'an'a sarılanın karanlıkta kalmayacağını söyleyerek sohbeti kelime-i şehadet ve dua ile bitiriyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.