Kalk ve Uyar: Safa Tepesi’nde Başlayan Açık Tebliğ | Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi
Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde İslam davetinin gizlilikten çıkıp açığa vurulduğu ana, yani Safa tepesindeki ilk açık tebliğe odaklanıyor. "Kalk ve uyar" emrinin ardından Peygamber Efendimiz'in yakın akrabasını toplayıp onlara nasıl seslendiğini ve bu sesin niçin ilk anda dahi bir güven zemini bulduğunu anlatıyor.
"Kalk ve Uyar" Emri
Hocaefendi, Hira'dan inişin ardından Hz. Hatice validemizin evinde Cebrail aleyhisselamın tekrar gelişini ve Müddessir suresinin başındaki ayetlerin nazil oluşunu naklediyor. Efendimiz'in bu emirle doğrulup risalet vazifesini üstlendiğini, ardından da en yakın akrabasını uyarmakla işe başlamasının emredildiğini anlatıyor.
Safa Tepesindeki Soru
Efendimiz amcalarını ve Kureyş'in ileri gelenlerini Safa tepesinde topluyor. Hocaefendi'nin aktardığına göre onlara önce bir soru yöneltiyor: "Şu dağın arkasında size doğru gelen bir ordu var desem bana inanır mısınız?" Topluluğun cevabı hep bir ağızdan geliyor: Çocukluğundan beri sana Muhammedü'l-Emin dedik. Hocaefendi bu cevabın önemine dikkat çekiyor; davetin ilk adımı, yıllar boyunca kazanılmış bir güvenin üzerine basıyor.
Muhammedü'l-Emin Lakabının Arkası
Sohbetin bir bölümü, bu güvenin nasıl teşekkül ettiğine ayrılmış. Hocaefendi, Efendimiz'in çocukluk ve gençlik yıllarından anlatılan hatıraları naklediyor. Bunların en bilineni Hacerü'l-Esved meselesi: Kâbe'nin tamiri sırasında taşı yerine koyma şerefi yüzünden dört kabile anlaşmazlığa düşer, iş neredeyse kavgaya varacakken Safa kapısından ilk girenin hakem sayılmasına karar verilir. Gelen kişi Efendimiz olunca herkes "Muhammedü'l-Emin geldi, onun hükmüne razıyız" der. Verdiği çözüm de anlatılıyor: Taş bir örtünün üzerine konur, dört kabilenin reisi örtünün dört ucundan tutarak taşı yerine kadar getirir; son yerleştirmeyi Efendimiz yapar ve kimse gücenmez.
Anlatılan Hatıralar
Hocaefendi, çocukluk dönemine ait iki menkıbeyi de aktarıyor. Birincisinde Efendimiz'in bindirildiği devenin ancak o öne alındığında kalkabildiği anlatılır. İkincisi, Beni Sa'd yurdunda çocuklarla oynarken beyaz elbiseli iki zatın gelip göğsünü yardığı ve kalbini yıkadığı hadisedir; sonradan sorulduğunda çıkarılan şeyin şeytanın musallat olduğu pay olduğu bildirilmiştir. Hocaefendi bu anlatımları rivayet olarak sunuyor ve kalbin ilim ile hikmetle doldurulmasının, korunmuşluğun bir alameti olduğunu söylüyor. Kâbe tamirinde Efendimiz'in örtüsünün açılmasına dahi izin verilmemesini de aynı korunmuşluğun işareti sayıyor.
Tebliğin Bize Bakan Yüzü
Sohbetin özü şu: Davet önce en yakından başlar ve sözün tesiri, söyleyenin güvenilirliğine bağlıdır. Efendimiz'in daveti kabul görmeden önce şahsiyeti kabul görmüştür.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.