Tümü 🏠 Aile ve Toplum ⏳ Ahiret ve Kabir 💚 Ahlak ve Edep 🤲 İbadet ve Namaz 🕌 Hadis ve Sünnet 🗣️ Genel Sohbet 🌙 Peygamber Kıssaları 💬 Nasihat ve Öğütler 📖 Kur'an ve Tefsir 📿 Dua ve Zikir 🕋 Hac ve Umre ⚖️ Helal Haram ☪️ İman ve İtikat 🌛 Ramazan ve Oruç 🌾 Kader ve İmtihan 📚 Kıssalar ve İbretler 📜 İslam Tarihi ✨ Tasavvuf ve Maneviyat

İslam’ın Yükselişi ve Melek Haslet İnsanlar | Tahir Büyükkörükçü Sohbeti

👁 3.209 izlenme 👍 90 📅 3 Kasım 2025 ⏱ 15:49
🎙️ Tahir Büyükkörükçü 🏠 Aile ve Toplum
Kanalımıza Abone Olun ➥ https://www.youtube.com/@dinisohbetlertv/videos Bu sohbetinde Tahir Büyükkörükçü Hoca, müminin dünyadaki duruşunu, gayba imanını ve İslâm’ın geleceğine olan güvenini içten bir üslupla anlatıyor. Sözlerine, “Biz melek haslet insanlar olacağız” diyerek başlayan Hoca, müminlerin ahlakta melekleşmesi gerektiğini, zaferin ve akıbetin daima müminlerin olacağını vurguluyor. Umutsuzluk yerine iman, tövbe ve merhametle dolu bir gelecek müjdesi veriyor. Hoca, sohbetinde ilginç bir anekdot aktarır: Bir Fransız matematikçinin, 2050 yılına doğru İslâm’ın dünyaya hâkim olacağını söylediğini nakleder. Ancak hemen ardından bunun bir “kahinlik” iddiası olduğunu, Müslümanın kahinlere inanmayacağını, çünkü gaybı yalnız Allah’ın bildiğini hatırlatır. Peygamber Efendimiz’in, “Her müneccim yalancıdır” buyurduğunu aktarır ve gaybın yalnız Allah ve O’nun bildirdikleri tarafından bilineceğini açıklar. Bu noktada Bediüzzaman Said Nursî’den de bahseder; onun “Bu asır İslâm’ın asrıdır” sözünü hatırlatır ve “İnşallah biz de bu dirilişi görür, imanla ölürüz” diye dua eder. Tahir Hoca, İslâm’ın dünyaya hâkim olduğu bir geleceği tasvir ederken, insanlığın o dönemde adeta meleksi bir ahlaka kavuşacağını söyler. Cinayetlerin, hırsızlıkların, kötülüklerin sona ereceğini; hapishanelerin boşalacağını; caddelerde iffetin ve ahlakın hüküm süreceğini belirtir. Hz. Ali’nin bir düşmanını yüzüne tükürdüğü için nefsine yenilmemek adına serbest bırakışını örnek göstererek, İslâm’ın insan ruhunu arındıran bir din olduğunu anlatır. Sohbetin sonunda Mevlânâ’dan hikmetli örnekler verir: Bahar yağmurlarının verimli toprakta çiçek açtırdığını, ama çorak toprakta sadece tuz çıkardığını söyler. Aynı rahmetin, mümin kalpte marifet; kâfir kalpte ise kin ve nefret doğurduğunu açıklar. Bal arısı ile eşek arısını örnek göstererek, aynı çiçeklerden biri şifa olan balı, diğeri zehri üretir; tıpkı insanın kalbine göre hakikati iyi ya da kötüye çevirmesi gibi, der. Son bölümde cemaatine dua eder: Müminlerin uyanık olması, Kur’an meşalesini ellerinden bırakmaması, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) nurunun gönüllerinden eksik olmaması için niyazda bulunur. Ardından cemaatle Kelime-i Şehadet getirir, hastalar için şifa, ümmet için rahmet diler ve sohbeti Fâtiha ile tamamlar. #TahirBüyükkörükçü #dinisohbet #Kur’an #fatiha
📝 İslam’ın Yükselişi ve Melek Haslet İnsanlar | Tahir Büyükkörükçü Sohbeti — Yazılı Anlatım

Bu sohbette Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi, ümitsizliğe kapılan Müslümanlara bir müjde vermekle söze başlıyor; ama sözü hemen çok daha esaslı bir konuya bağlıyor: gaybı kimin bildiği ve müminin nasıl bir insan olması gerektiği. Sohbetin ana çağrısı bir cümlede toplanıyor: "Biz melek haslet insanlar olacağız."

Gaybı Ancak Allah Bilir

Hocaefendi, gelecekten haber verdiği söylenen bir kişinin sözünü naklederken hemen kendi ölçüsünü koyuyor: "Benim delillerim güneş gibi açık olmalı." Kâhinlere, müneccimlere, fala ve remile itibar edilemeyeceğini söylüyor. Sohbette, bir müneccimin Peygamber Efendimize gelip yağmurun ne zaman yağacağını haber verdiği, dediği gün yağmur yağınca da Efendimizin "her müneccim ve kâhin yalancıdır, inanmayınız" buyurduğu rivayeti aktarılıyor. Hocaefendi buradan hareketle, bazı ailelerde fincana, taşa, çakıla bakan kimselerin kapısında sıra beklenmesinden yakınıyor ve gaybı yalnızca Allah'ın bildiğini, bir de Allah'ın bildirdiği kadarıyla peygamberlerinin bilebileceğini vurguluyor.

Önce Kendimiz, Sonra Yakınlarımız

Hocaefendi, İbrahim Aleyhisselam'ın duasını örnek gösteriyor: önce kendisi için, sonra anne babası için, sonra bütün müminler için mağfiret istiyor. Çıkardığı ders, ıslahın insanın kendisinden başlaması gerektiği.

İnsanlar Melekleşirse

"İslam bütün güzelliğiyle yaşansa ne olur?" sorusuna hocaefendi şöyle cevap veriyor: insanlar melekleşir, kavgalar ve cinayetler kendiliğinden azalır. Bunu bir kıssayla örneklendiriyor. Anlatılana göre Hz. Ali bir savaş meydanında hasmını alt ettiği hâlde, adam yüzüne tükürünce kılıcını kınına koyup onu serbest bırakıyor. Hasmı "Beni neden bıraktın?" diye sorduğunda mesele açığa çıkıyor: mücadele nefis için değil, Allah rızası içindir. Hocaefendi bunu müminin karakteri sayıyor.

Aynı Çiçekten Bal ve Zehir

Sohbetin sonuna doğru hocaefendi tabiattan çok anlamlı bir misal veriyor. Aynı ovada, aynı çiçeklerden beslenen bal arısı bal yapıyor; öyle ki bazen ağacın kovuğundan dışarı bal aktığı görülüyor. Aynı iklimde, aynı çiçeklerden beslenen eşek arısı ise zehir üretiyor. Videoda, arıya bal yapmasının vahyedildiğini ve o balda insanlar için şifa bulunduğunu bildiren ayete atıf yapılıyor. Hocaefendi bu benzetmeyi insana uyguluyor: aynı toplumda, aynı imkânlarla yaşayan insanlardan kimi bal, kimi zehir üretir; fark, gönlün nereye bağlandığındadır.

Yavrularınıza Sahip Çıkın

Hocaefendi kendisini, acıtsa da yarayı temizleyen bir hekime benzetiyor: dünyanın tehlikeli bir zemine doğru kaydığını söylüyor ve çocuklara sahip çıkılmasını istiyor. Müminin her hâlükârda uyanık gezen insan olduğunu, Kur'an meşalesinin elden düşmemesi gerektiğini hatırlatarak sohbeti dua ile bitiriyor.

Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.