İSLAM'DA IRKÇILIK VE AYRIMCILIK YOKTUR! Müslümanlar Birbirinden Koparıldı! | Tahir Büyükkörükçü Hoca
Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde insanın niçin yaratıldığı sorusunu merkeze alıyor. Kürsülerin, minberlerin, asırlar boyunca gelen peygamberlerin muhatabının hep insan olduğunu hatırlatarak, bu kadar ihtimam gösterilen varlığın kendi kıymetini bilmesi gerektiğini anlatıyor. Sohbet, insanın yücelme ve alçalma imkânını bir arada taşıdığı gerçeği etrafında ilerliyor.
Muhatabı hep insan olan bir çağrı
Hocaefendi sözlerine, ilim meclislerinden hutbelere kadar bütün irşat faaliyetlerinin muhatabının insan olduğunu söyleyerek başlıyor. Buradan hareketle insanın varlık sebebini şöyle özetliyor: Allah'ı bilmek, O'nu bulmak ve rızasına ermek. Şeyh Gālib'in insanın kâinattaki yerini anlatan meşhur mısraına da atıfta bulunarak, insanın varlığın özü ve gözbebeği sayıldığını hatırlatıyor. Fakat bu şerefin hazır bir kazanç olmadığını, mücadeleyle korunması gerektiğini vurguluyor.
Yatarak kazanılmayan bir yolculuk
Sohbetin en çok tekrarlanan fikri şu: cennet ve rıza, yattığı yerde bekleyene verilmiyor. Hocaefendi nefisle, şeytanla ve dünyanın çeşitli çekiciliğiyle verilen mücadeleyi bir cihat olarak anlatıyor. İnsanın bu mücadelede galip gelirse melekleşme yolunda ilerlediğini, mağlup olursa dünyadaki makamı ve diploması ne olursa olsun manen alçaldığını ifade ediyor. Peygamber Efendimiz'in gecelerini ibadetle geçirmesini, ayakları şişinceye kadar namaza durmasını da bu gayretin en yüce örneği olarak hatırlatıyor.
Dünyayı tuz kadar sevmek
Hocaefendi, hocası olarak andığı bir zatın sözünü nakleder: dünyayı yemeğe atılan tuz kadar sevmeli. Tuz yemeğin tadını getirir, ölçüsü kaçtığında ise yemeği yenmez hâle getirir. Aynı şekilde mal ve imkân, elde durup Allah yolunda harcanırken bir bereket vesilesidir; kalbe yerleştiğinde insanı zehirler.
Nakledilen kıssalar ve bir ölçü
Sohbetin orta bölümünde Hz. Yahyâ'nın uğradığı zulüm anlatılıyor; bunca temiz bir peygambere reva görülen muameleden hareketle, hak yolda yürüyenin sıkıntıyla imtihan edilebileceği söyleniyor. Ardından büyüklerden nakledilen bir hatıra aktarılıyor: kullara önce dünya, sonra cennet nimetleri arz edildiğinde çoğunun bunları tercih ettiği, geriye kalan az bir zümrenin ise "biz senden seni isteriz" diyerek yalnız rızayı istediği anlatılıyor. Hocaefendi bu anlatımı, ihlâsın hangi seviyeye ulaşabileceğini göstermek için naklediyor.
Müjdeyle biten bir ders
Sohbetin son bölümünde hocaefendi, namazını kılan ve Allah'a itaat eden mümin erkek ve kadınlara vaad edilen nimetleri anlatan ayet-i kerimeyi kısaca izah ediyor. Sayılan bütün ikramların üzerinde olan şeyin ise Allah'ın rızası olduğunu söylüyor ve dersi, Peygamber Efendimiz'e komşu olma niyazıyla bitiriyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.