Tümü 🏠 Aile ve Toplum ⏳ Ahiret ve Kabir 💚 Ahlak ve Edep 🤲 İbadet ve Namaz 🕌 Hadis ve Sünnet 🗣️ Genel Sohbet 🌙 Peygamber Kıssaları 💬 Nasihat ve Öğütler 📖 Kur'an ve Tefsir 📿 Dua ve Zikir 🕋 Hac ve Umre ⚖️ Helal Haram ☪️ İman ve İtikat 🌛 Ramazan ve Oruç 🌾 Kader ve İmtihan 📚 Kıssalar ve İbretler 📜 İslam Tarihi ✨ Tasavvuf ve Maneviyat

İbrahim Bin Ethem Hazretleri- Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca

👁 14.010 izlenme 👍 214 📅 26 Ocak 2012 ⏱ 1:05:18
🎙️ Abdurrahman Büyükkörükçü 🏠 Aile ve Toplum
Kontv - İrfan Mektebi
📝 İbrahim Bin Ethem Hazretleri- Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca — Yazılı Anlatım

Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetini, İslam tarihinin yetiştirdiği ender simalardan biri olan İbrahim bin Ethem Hazretleri'ne ayırıyor. Sohbetin tamamını bu Allah dostuyla geçireceğini baştan söylüyor ve konuya, sevginin insanı nereye götürdüğü sorusuyla giriyor.

Kişi sevdiğiyle beraberdir

Sohbetin çerçevesini kuran rivayet budur. Anlatıldığına göre bir zat Peygamber Efendimiz'e gelerek, bir topluluğu seven fakat onlar kadar güzel amel edemeyen kimsenin durumunu sorar. Aldığı cevap bir müjde olarak kalmıştır: kişi sevdiğiyle beraberdir.

Hocaefendi buradan hareketle, bir insan Allah dostlarını kendisine örnek almışsa, Allah'ın inayetiyle varacağı yerin onların vardığı yer olacağını söylüyor. Rahmetli babasının sık sık söylediği bir sözü de naklediyor: sevdiklerimiz Allah dostlarıysa, bu gidişin sonu hayırlı olacaktır.

Gönülden geçenler

Sohbetin orta bölümünde hocaefendi, göklerde ve yerde olanın Allah'a ait olduğunu, içimizde sakladığımızı gizlesek de açığa vursak da Allah'ın bundan hesaba çekeceğini bildiren ayet üzerinde duruyor. Burada bir soruya cevap veriyor: kalpten geçenlerden sorumlu tutulmayacağımız da söylenmiyor mu?

Hocaefendi bu noktada ihtiyatlı konuşuyor ve "Allahu alem" diyerek kendi anlayışını aktarıyor. Ona göre elimizde olmadan gönle düşen vesveselerden sorumlu tutulmayacağımızı umarız; fakat kişi bir kötülüğü ısrarla düşünür, fırsat bulduğunda yapmaya niyetli bir hâlde taşırsa durum farklıdır. Bu izahın kendi yorumu olduğunu, hükmün Rabbimize ait olduğunu tekrar ediyor.

Korkudan değil, utanmaktan

Sohbetin en güzel ölçüsü burada geliyor. Hocaefendi, mümine yakışanın günahı azaptan korktuğu için değil, Rabbinden utandığı için terk etmek olduğunu söylüyor. Düşüncelerimizden bile Allah'a karşı hayâ duymamız gerektiğini ekliyor.

Bunu gündelik bir örnekle açıklıyor: kırmızı ışıkta "geçerim, cezasını da öderim" diyen bir kimse, kuralı değil sadece cezayı hesap etmiştir.

Kâbe'nin karşısındaki niyaz

Sohbetin sonunda, İbrahim bin Ethem Hazretleri'ne nispet edilen bir münacat aktarılıyor. Anlatıma göre o, her şeyini geride bırakıp Kâbe'ye geldiğini, ailesini ve çocuklarını da bu yolda emanet ettiğini arz eder. Ardından şu manaya gelen sözleri söyler: bu kul her ne kadar günahkâr olsa da senden başkasına secde etmedi, senden başka ilah tanımadı.

Münacatın son bölümü hocaefendinin özellikle üzerinde durduğu yerdir: bağışlarsan bu iş ancak sana yakışır, çünkü merhametlilerin en merhametlisi sensin; huzurundan kovarsan bana kim merhamet eder, kim elimden tutar? Hocaefendi bu niyazın tamamını bir başka sohbette şerh edeceğini söyleyerek, Allah dostlarının izinde yaşamayı nasip etmesi niyazıyla sözünü tamamlıyor.

Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.