Her kim okursa.. Fakirlik nedir GÖR - MEZ! - Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde Vâkıa suresinin fazileti üzerinde duruyor. Başlıktaki "fakirlik nedir görmez" ifadesi, sohbette nakledilen bir rivayete dayanıyor. Hocaefendi bu bahisten hareketle Kur'an-ı Kerim'le kurulacak münasebeti, ona yönelmenin adabını ve evlatlara bırakılacak asıl mirası anlatıyor.
Her gece okunan sure
Hocaefendi, Peygamber Efendimizin her gece Vâkıa suresini okuyan kimsenin ömrü boyunca fakirlik görmeyeceğini bildirdiği rivayeti aktarıyor. Selefin bu okumayı akşamla yatsı arasına yerleştirdiğini söylüyor. "Kur'an okumakla rızık mı gelir?" diye soranlara ise elimizdekinin Allah kelamı olduğunu hatırlatarak cevap veriyor.
Kur'an'a yönelmenin usulü
Hocaefendi burada önemli bir kayıt düşüyor: Kur'an-ı Kerim ne için okunursa onun içindir, fakat okumayı ve istifade etmeyi bilmek, usulünü öğrenmek gerekir. Kur'an'ın dertlerin devası ve Allah'a giden yolda en ciddi binek olduğunu söylüyor. Bu bahiste Ahmed b. Hanbel Hazretleri'ne nispet edilen bir rüya hatırasını naklediyor: Kulların Rablerine en çok neyle yaklaşacağı sorusuna "kelamımla" cevabı verilmiştir.
Evlatlar ve mesuliyet
Sohbetin bir bölümü, çocukların dinî eğitimine ayrılmış. Hocaefendi, ailelerin evlatlarını hem dünyalarını hem ahiretlerini kazansınlar diye din eğitimi veren okullara gönderdiğini, bu sebeple oradaki hocaların mesuliyetinin çok ağır olduğunu vurguluyor. Kendisinin de o mekteplerden yetiştiğini söylüyor ve geçmişte bu okulların kapanmasında kendi camialarının da payı bulunduğunu ifade ediyor. Bugün yeniden açılan okullar için şükrederken, bu nimetin kıymetinin bilinmesi gerektiğini söylüyor.
Ebû Hureyre'nin heybesi
Sohbetin en tesirli anlatımı burada. Nakledilen rivayete göre bir seferde azık tükenince Peygamber Efendimiz kalan birkaç avuç hurmayı bir mendil üzerine koyup dua etmiş; bütün ordu o hurmadan yiyip doymuş, ayrıca azıklarını da doldurmuşlardır. Ebû Hureyre, mendilde kalanları isteyip heybesine koymuş ve yıllarca ne zaman elini atsa doyacağı kadar hurma bulmuştur. O heybeyi bir kargaşada kaybettiğinde çok üzüldüğünü söylemiştir. Hocaefendi bu anlatımı, bereketin nasıl bir şey olduğunu göstermek için naklediyor.
Sureler ve bırakılan miras
Son bölümde her surenin kendine mahsus bir hassası bulunduğu anlatılıyor. Hocaefendi, Yâsîn ve Mülk surelerini okumayı âdet edinmiş bir kimseyle ilgili nakledilen menkıbeyi de "anlatılan bir temsil" olduğunu belirterek aktarıyor. Hocaefendi ayrıca Abdullah b. Mes'ûd'un vefat ederken kızlarına maddi bir gelir değil bu sureyi miras bıraktığını, onların Allah'ın izniyle darlık görmeyeceğini söylediği rivayeti naklederek sohbeti tamamlıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.