Hayırlı ve Kıymetli Ameller-4 (27-02-2013)- Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi, hayırlı ve kıymetli ameller serisinin bu bölümünde önce Avrupa'daki din kardeşlerinden getirdiği izlenimleri paylaşıyor, ardından Meryem validemizin kıssasına ve müminin en görünür iki hasletine geçiyor: cömertlik ve selâm.
Avrupa'dan getirilen güzel haberler
Hocaefendi sohbetin başında, davet üzerine gittiği Avusturya ve Hollanda ziyaretlerinden bahsediyor. Viyana'da ve Amsterdam ile Rotterdam'da kardeşlerinin kurduğu dernek ve vakıflarda programlara katıldığını, salonlarda ve camide konuşmalar yaptığını anlatıyor. Oradan çok sevinçli döndüğünü söylüyor; kendisini en çok memnun eden şeyin, gurbetteki kardeşlerinin dinî hassasiyet bakımından memleketi aratmayan bir gayret içinde olması olduğunu ifade ediyor.
Meryem validemizin imtihanı
Sohbetin orta bölümü Meryem validemizin kıssasına ayrılıyor. Hocaefendinin anlattığına göre, ibadete çekildiği bir sırada kendisine Cebrail aleyhisselâm görünür; Meryem validemiz önce ürker ve Allah'a sığındığını söyler. Cebrail aleyhisselâm ona bir evlat müjdesi getirdiğini bildirir. Meryem validemiz, kendisine hiçbir yabancının dokunmadığını söyleyerek bunun nasıl olacağını sorar; kendisine bunun Allah'ın takdiri olduğu bildirilir.
Susarak verilen cevap
Hocaefendi, o hamilelik döneminin ne kadar zor geçtiğine dikkat çekiyor: Etrafta dedikodular çoğalır, Meryem validemiz insanların arasından tamamen uzaklaşır. Kur'an'da geçtiği üzere, bu ağır imtihan sırasında dünyaya gelmeden unutulup gitmeyi temenni edecek kadar sıkıntı çekmiştir. Kucağında yavrusuyla döndüğünde insanlar onu iffetli bir aileden gelmesine rağmen suçlarlar. Kendisine, konuşmayıp bir susma orucu adadığını söylemesi bildirilir. Hocaefendi bu kıssayı bir gün müstakil bir ders hâlinde işlemeyi arzu ettiğini de belirtiyor.
Cömertlik ve selâm
Sohbetin son bölümünde hocaefendi, "güzel Müslüman olmanın" iki alâmetini anlatıyor. Rivayet edilen hadiste, sorulan soruya cevaben yemek yedirmek ve tanıdık tanımadık herkese selâm vermek tavsiye edilmiştir. Hocaefendi birincisini cömertlik ve ikram olarak açıyor; müminin çevresine rahmet olması gerektiğini söylüyor. İkincisini ise güven ile ilişkilendiriyor: Selâm, esenlik ve güven demektir; selâmı yaymak dürüst ve güvenilir insan olmanın işaretidir. Bugün çoğu zaman yalnızca tanıdıklara selâm verildiğini, bunun tavsiye edilen ölçüye uymadığını hatırlatıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.