İstanbul'un fethini sadece bir askerî başarı olarak okumak mümkün mü? İhsan Şenocak Hoca bu sohbetinde fethi iki katmanda ele alıyor: önce gönüllerin fethi, sonra surların. Ona göre ikincisi ancak birincisinin önüne engel konduğunda devreye girer.
Önce Gönüller Kazanılır
Sohbet, tebliğin asıl usulünü anlatarak başlıyor. Hocaefendi, Peygamber Efendimiz'in Medine'yi teşrif etmeden önce oraya gönderilen Mus'ab bin Umeyr eliyle gönüllerin kazanıldığını hatırlatıyor. Medineliler, çocuklar ve yaşlılar günlerce Vedâ tepelerinde onu beklemişlerdir. Buradan çıkardığı ölçü şu: asıl olan gönül fethidir; maddi fetih ancak bu yolun önüne barikat konduğunda gündeme gelir.
Yarım Kalan Bir Yürüyüşün Tamamlanması
Hocaefendi, İstanbul'un fethini bu çerçevede okuyor. Ebû Eyyûb el-Ensârî'nin içinde bulunduğu ilk kuşatmadan başlayarak, asırlar boyunca pek çok kimsenin bu müjdeye nail olmak için sur önlerine geldiğini anlatıyor. Fatih Sultan Mehmed'i de bu ödeve talip olanların sonuncusu olarak takdim ediyor.
Savaş Meclisindeki İtirazlar
Sohbetin merkezindeki anlatım, kuşatma sırasındaki tereddütlere dair. Bir bölüm, muhasaranın kaldırılıp Edirne'ye dönülmesini savunur. Sultan, Akşemseddin'e haber göndererek müjdenin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini sorar. Anlatılan cevap şudur: hüküm Allah'ındır, belki bugün belki yarın burası fethedilecektir; bize düşen üzerimize aldığımız vazifeyi yerine getirmektir. Bu cevap üzerine muhasaranın sürdürülmesine karar verilir.
Çadırdaki Manzara
Hocaefendi'nin kaynak göstererek naklettiği ikinci hadise, 29 Mayıs gecesine dair. Gönderilen paşa, halvette olduğu söylenen Akşemseddin'in çadırına girdiğinde onu secdede bulur; gözyaşlarıyla Rabbine yalvarmaktadır. Duasının muhtevası, Bedir'de Peygamber Efendimiz'in yaptığı duaya benzetilerek anlatılıyor. Sultan bu manzarayı gördüğünde bir söz söyleyemeden geri döner. Ardından beklenen haber gelir ve gece yarısından itibaren büyük hücum başlar; sabah namazı şehrin içinde kılınır.
Fetihten Sonra Söylenen Söz
Sohbetin en dikkat çekici bölümü fetih sonrasına ait. Anlatıldığına göre Akşemseddin, askerlere seslenerek asıl vazifenin şimdi başladığını söyler: bir kişinin gönlünü İslam'a açmak, bütün insanlığı diriltmek gibidir. Şehir halkının ölümüne değil dirilişine vesile olunduğunda gerçek fetih gerçekleşmiş olacaktır.
Miras ve Sorumluluk
Hocaefendi sohbeti bugüne bağlıyor. Dünyanın farklı yerlerinde mazlumların sesinin duyulmamasını, bu mirasa sahip çıkacak olanların yerinde bulunmamasına yoruyor. Kur'an'da yeryüzüne salih kulların vâris kılınacağının bildirildiğini hatırlatarak, bunun duayla, ibadetle, adaletle ve sünnete uymakla gerçekleşeceğini ifade ediyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.