CUMA GÜNÜNDE İCABET SAATİNDE YAPILAN DUALAR REDDOLUNMAZ! | Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde duayı konu ediyor. Kendisine ulaşan "hocam dua etmeyi bile bilmiyoruz" mesajından yola çıkarak meseleyi biraz farklı kuruyor: Aslında duayı biliyoruz, bildiğimizle amel etmiyoruz. Sohbet boyunca duanın kabul şartları, reddolunmayan vakitler ve dua âdâbı sırayla ele alınıyor.
Dua neden kabul olmuyor
Hocaefendi önce sorunun kaynağına iniyor. Anlatılan bir kıssaya göre Hz. Musa kavmiyle yağmur duasına çıkmış, günlerce dua edilmesine rağmen karşılık gelmemiş; sebebinin topluluk içinde laf taşıyan biri olduğu bildirilmiş. Hz. Musa o kişinin gösterilmesini isteyince, bir kulun ayıbının ifşa edilmesinin uygun olmadığı, herkesin birlikte istiğfar etmesi gerektiği bildirilmiş. Hocaefendi buradan şu ölçüyü çıkarıyor: Sunduğumuz tepsinin içindekine önce kendimiz bakmalıyız. Kazancı ve hâli düzeltmeden yapılan duada eksiklik aramak gerekir; kabul edilmedi diye Rabbimize sitem etmek ise büyük bir haksızlık.
Reddolunmayan dua vakitleri
Sohbetin ana bölümünde, rivayetlerde duanın geri çevrilmeyeceği bildirilen vakitler sayılıyor: gece vakti, farz namazların ardından, ezan okunurken, ezan ile kamet arasında, yağmur yağarken ve oruçlunun iftar anında. Hocaefendi ayrıca duanın makbul olduğu bildirilen mekânları da hatırlatıyor; Mescid-i Nebevî'deki Ravza ile Kâbe çevresindeki belli yerleri bu arada anıyor.
Cuma günündeki icabet saati
Sohbetin başlığını veren konu burada açılıyor. Rivayet edildiğine göre cuma gününde öyle bir saat vardır ki o ana denk gelen hayır duası kabul edilir. Hocaefendi, bu konuda tek bir kaynak eserde otuz ikiye yakın rivayet gördüğünü söylüyor. O saatin tam olarak ne zaman olduğu ise kesin değil: İmamın minbere çıkmasıyla namazın kılınması arasındaki vakit olduğunu söyleyen rivayetler de var, ikindiden güneş batıncaya kadarki zaman dilimini işaret edenler de. Sahabe efendilerimizin bu saate denk gelebilmek için mescitte uzun süre bekledikleri naklediliyor.
Salih amelle tevessül
Hocaefendi, mağarada mahsur kalan üç kişinin kıssasını hatırlatıyor. Anlatıldığına göre üçü de yaptıkları hayırlı bir ameli vesile ederek dua etmiş ve önlerindeki kaya adım adım açılmış. Buradan hareketle kendi salih amellerimizi de duada vesile kılabileceğimizi ifade ediyor.
Duanın âdâbı
Sohbetin sonunda pratik tavsiyeler veriliyor: Elleri omuz hizasında açmak, duaya hamd ile başlamak, başta, ortada ve sonda salât ü selam okumak ve kendi duamızın sonunda kendimiz de âmin demek. Hocaefendi, salât ü selamsız duanın yükselmediğine dair nakilleri aktararak bu edebin önemine dikkat çekiyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.