CİMRİNİN YEMEĞİ DERTTİR CÖMERTİN YEMEĞİ DEVADIR! | Metin Balkanlıoğlu
Bu sohbette cömertlik ile cimrilik karşı karşıya konularak, bir insanın bu iki huydan hangisine sahip olduğunun hayatını nasıl şekillendirdiği anlatılıyor. Başlıktaki çarpıcı ifade de burada yerini buluyor: hocaefendi, Efendimizden nakledilen bir sözle cimrinin sofrasının insana dert, cömerdin sofrasının ise deva olduğunu hatırlatıyor.
Yemekteki Bereket ve İsraf
Sohbet, bereket kavramıyla açılıyor. Efendimizin, yemeğin hangi kısmında bereket bulunduğunun bilinemeyeceğini bildiren rivayeti nakledilerek, sofradaki hiçbir şeyin küçümsenmemesi ve ziyan edilmemesi tavsiye ediliyor. Hocaefendi buradan israf konusuna geçiyor ve Allah'ın israf edenleri sevmediğini hatırlatıyor. Ölçü şudur: Allah'ın yarattığı her şey, yaratılış amacına uygun biçimde kullanılmalıdır.
Kökü Cennette Olan Ağaç
Hocaefendi, cömertliği ve cimriliği anlatan bir benzetmeyi naklediyor. Anlatıldığına göre cömertlik, kökü cennette olup dalları dünyaya uzanan bir ağaç gibidir; o dallardan tutunanlar kökün bulunduğu yere ulaşır. Cimrilik ise bunun tam tersi bir ağaç olarak tarif edilir. Hocaefendi bu benzetmeden hareketle, cömert insanın hem Allah katında hem insanlar arasında sevildiğini ifade ediyor.
Cimriliğin Asıl Tarifi
Sohbetin en dikkat çekici tespiti, cimriliğin bir para meselesi değil bir güven meselesi olarak tanımlanmasıdır. Hocaefendiye göre cimri, aslında Allah'a güvenmeyen kimsedir. Bunu somut örneklerle açıyor: insan toprağa attığı tohumun karşılığını alacağına güvenir, baktığı hayvanın kendisine süt vereceğine güvenir, emeğinin karşılığını göreceğine inanır. Fakat aynı insan, verdiğinin karşılığını Rabbinden alacağına aynı güveni göstermemektedir. Hocaefendi cimrilikte asıl kusurun harcamamak değil, paylaşmamak olduğuna dikkat çekiyor; kendine yönelik yatırımdan geri durmayan kimsenin başkasıyla paylaşım söz konusu olduğunda sıfırlanmasını bu tavrın işareti sayıyor.
Müminde Bulunmayacak İki Huy
Hocaefendi, Efendimizden nakledilen bir başka rivayete dayanarak müminde bulunmaması gereken iki hasleti sıralıyor: geçimsizlik ve cimrilik. Geçim ahlakının aile içinde, komşulukta, iş hayatında ve talebe-hoca ilişkisinde ne kadar belirleyici olduğunu anlatıyor. Uyum gösteremeyen, birlikte olduğu hiç kimseyle geçinemeyen bir yapının hayırla bağdaşmadığını ifade ediyor.
Ahirete Dönüşen Yatırım
Sohbetin sonunda hocaefendi, ikramın ve infakın insana kazandırdıklarını anlatıyor. İkram edenin dua aldığını, sadaka, zekât ve infakın ise karşılığı ahirette görülecek bir yatırım olduğunu söylüyor. Dünyalık kıymetler yerine sevaba dönüşen bir birime yatırım yapmayı tavsiye ediyor ve cömertliğin insanı hem burada hem orada ihya edeceğini ifade ediyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.