Cami, bir davanın bir gayenin, bir mananın temsil edildiği bir makam. Sadece içinde ibadet edilen değil, ibadet ettiğimiz Hz. Allah (c.c), onun ahkamının icra edildiği davayı dinin hakkın konuşulduğu, öğretildiği, eğitildiği, anlatıldığı, İslam için yapılması gereken bütün meselelerin görüşüldüğü, tartışıldığı, cihada karar verilen, savaşa karar verilen bir mekan olarak bütün mevzuları içinde toplayan bir kelime...
Yani sadece cemaat-i müslim'i bir araya getiren değil, İslam'ın bütün meselelerini, bütün mevzularını konuşulan, görüşülen, tartışılan her meseleyi içinde bulunduran, içinde barındıran ve bütün bu konuların istişareler yapıldığı, meşkalet edildiği bir ilahi, rahmani, rabbani bir mekan olarak telakki edildiğinden cami denilmiştir. Bu mana üzerine oturmuştur.
Lakin şimdi...
Camiler manasını temsil etmekten çıkarılmış!
#timurtaşhoca #dinisohbetler #cami
Timurtaş Hoca Kimdir?
Timurtaş Uçar, 1944'te Elazığ'ın Sivrice ilçesi Uslu Köyü'nde doğdu. imam Hatip Lisesi'ni Elazığ'da bitirdikten sonra İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü'ne girdi. Öğrenciliği esnasında başladığı vaazlar dikkat çekti. Malatya vaizliği, Muş müftü vekilliği yaptı. Süleyman Ateş'in Diyanet İşleri Başkanı olmasından sonra 1976'da İstanbul Müftü Baş muavini oldu. Şehzadebaşı ve Eminönü Yeni Camii'ndeki vaazları büyük ilgi gördü. 1979'a kadar her vaazında camiler doldu taştı. 1980 ihtilalinden sonra vaizlikten alınıp Beykoz Çavuşbaşı Köyü'ne imam hatip olarak tayin edildi. 1990'da Ümraniye İmes Camii'ne tayin edildi. 1999 başında 32 yıl emek verdiği Diyanet İşleri'nden emekli oldu. Ancak köşesine çekilmedi. Çocuklarının eğitimine önem veren Uçar, 4 evladını okuttu. Özel Fatih Koleji'nden mezun olan oğullarından Yusuf, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni, Bekir Yunus İÜ İletişim Fakültesi'ni bitirdi. Kızı Fatih Üniversitesi'nde, küçük oğlu Enes Emre (13) Ankara'da geçirdiği trafik kazasında, yengesi ile birlikte hayatını kaybetmiştir. Kozlu Mezarlığı'nda babasının yanına defnedildi.
Kanalımıza Abone Olun ➥ https://bit.ly/3pkNdtd
Abdülmetin Balkanlıoğlu Hoca Sohbetleri ➥ https://bit.ly/34JUJEs
Resul Bölükbaş Hocaefendi Sohbetleri ➥ https://bit.ly/3idfrEJ
İhsan Şenocak Hocaefendi Sohbetleri ➥ https://bit.ly/3cgYB4e
Ahmet Vanlıoğlu Hocaefendi Sohbetleri ➥ https://bit.ly/2RZK4mC
Timurtaş Uçar Hocaefendi Sohbetleri ➥ https://bit.ly/3fLPRFq
Medineli Hacı Osman Efendi Sohbetleri ➥ https://bit.ly/3fLSRBr
Bayram Ali Öztürk Hocaefendi Sohbetleri ➥ https://bit.ly/3z19K2y
Timurtaş Uçar Hocaefendi Sohbetleri ➥ https://bit.ly/3uNDblF
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi Sohbetleri ➥ https://bit.ly/3ySuwlb
Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi Sohbetleri ➥ https://bit.ly/2S5LY54
📝 BU SOHBET CAMİLERE BAKIŞ AÇINIZI DEĞİŞTİRECEK | TİMURTAŞ HOCA'DAN MUHTEŞEM SOHBET — Yazılı Anlatım
Bu sohbette, yeni bir cami inşası için yapılan bir istişare toplantısı vesilesiyle "cami nedir, ne olmalıdır" sorusu ele alınıyor. Konuşmacı, camiyi yalnızca namaz kılınan bir bina olarak görmenin, bu mübarek mekânın asıl manasını daraltmak olduğunu söylüyor ve dinleyicileri camiye bakış açılarını gözden geçirmeye çağırıyor.
"Cami" Kelimesi Ne Anlatıyor
Sohbetin başında kelimenin kendisi üzerinde duruluyor. Cami, "toplayan, bir araya getiren" demektir. Dağınık olanı, parçalanmış olanı, kenarda köşede kalmış insanları tek bir çatı altında ve tek bir gaye etrafında toplayan yer anlamına gelir. Arapların günlük dilde daha çok "mescid" kelimesini kullandıkları, Mescid-i Haram örneğinde olduğu gibi; buna karşılık Osmanlı ulemasının ve ecdadımızın "cami" kelimesini tercih ettiği hatırlatılıyor. Bu tercihin tesadüf olmadığı, camiye yüklenen geniş manadan kaynaklandığı ifade ediliyor.
Sadece İbadethane Değil, Hayatın Merkezi
Konuşmacıya göre cami, bir davanın ve bir gayenin temsil edildiği makamdır. Tarih boyunca cami, ibadetin yanı sıra ilmin öğretildiği, hakkın konuşulduğu, Müslümanların meselelerinin görüşüldüğü, istişarelerin yapıldığı ve kararların alındığı merkez olmuştur. Bugün ise camilerin çoğu zaman ezanla açılıp namazdan sonra kapanan, on beş yirmi dakikalık bir uğrak yerine dönüştüğü tespiti yapılıyor. Sohbetin asıl daveti burada: camiyi yeniden hayatın içine almak.
Camileri Ayakta Tutan Gönüller
Sohbette dikkat çekilen bir başka husus, camilerin yapımı, tamiri ve bakımının büyük ölçüde Allah rızası için çalışan hayır sahiplerinin gayretiyle yürüdüğüdür. Konuşmacı, insanların dünyalık pek çok yatırım için kolayca seferber olurken, secde edilecek bir mekân söz konusu olduğunda aynı gayretin gösterilmemesinden yakınıyor ve bu hizmetin kadrinin bilinmesini istiyor.
"Din İşleri Ayrı, Dünya İşleri Ayrı" Anlayışı
Sohbetin en çok üzerinde durulan bölümü bu. Konuşmacı, dinin yalnızca ahirete dair bir mesele sayılmasını, hayatın geri kalanının dinden bağımsız bir alan gibi düşünülmesini temelden yanlış buluyor. İslam'ın insanın yaşayışını düzenlemek için gönderildiğini, ibadetin de muamelâtın da aynı bütünün parçaları olduğunu vurguluyor. Camiyi "toplayan" kılan şeyin tam olarak bu bütünlük olduğunu belirtiyor.
İlim Geleneğinden Bir Hatırlatma
Konuşmacı, İslam'ın meselelerini derleyip kitaplaştıran büyük âlimlerin bu bütüncül bakışı esas aldıklarını hatırlatıyor ve "İhyâ" adıyla bilinen o meşhur esere atıfta bulunuyor. Camide alınan bilginin hayata dokunmadığı sürece eksik kalacağını söylüyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.