BAŞÖRTÜSÜ İSLAM'DA KESİN BİR EMİRDİR! | Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde tesettür konusunu, kendi görüşünden çok Kur'an-ı Kerim'in ifadesi ve klasik kaynakların açıklamaları üzerinden ele alıyor. Sohbet boyunca hocaefendi, meseleyi bir kınama vesilesi yapmamaya özellikle dikkat ediyor ve konuşmasını baştan sona bu hassasiyetle çerçeveliyor.
Kimseyi Dışarıda Bırakmayan Bir Giriş
Hocaefendi sözlerine önemli bir kayıt düşerek başlıyor: başı açık olan kardeşlerimiz de bu ümmetin bir parçasıdır, onlar da Müslümandır, onlar da Allah'ın kuludur. Ancak bir emrin varlığını dile getirmenin de kendi vazifesi olduğunu, doğru bildiğini söylemezse bunun hesabını vereceğini ifade ediyor.
Üstünlüğün Ölçüsü Takvadır
Sohbetin en dengeli bölümü burası. Hocaefendi, bir konuda öne geçmenin insanı topyekun üstün kılmadığını anlatıyor. Verdiği örnek açık: başını örten biri cimri, örtmeyen biri cömert ise, cömertlik konusunda ikincisi öne geçmiştir. Kur'an-ı Kerim'in koyduğu ölçüyü hatırlatıyor: Allah katında en üstün olan, ondan en çok sakınandır. Bu sebeple müminin işi kıyaslamak değil, kendinde olmayan güzelliği başkasında görünce takdir etmek ve gıpta etmektir. Aynı ölçünün erkekler için de geçerli olduğunu vurguluyor.
Ayetteki Kelimenin Anlamı
Sohbetin ilmî bölümünde hocaefendi, konuyla ilgili ayet-i kerimede geçen "cilbab" kelimesini inceliyor. Kendi yorumunu değil sözlüklere ve müfessirlere başvurduğunu söylüyor: Arapçadan Arapçaya hazırlanmış klasik büyük sözlükte bu kelimenin, normal başörtüsünden daha geniş, baştan alınıp omuzlarla birlikte göğsü de örten bir örtü olarak tarif edildiğini aktarıyor. Çağdaş bir müfessirin de bunu bütün vücudu örten bir elbise olarak açıkladığını naklediyor. Ayet-i kerimenin meali olarak, mümin hanımların örtülerini üzerlerine almalarının, böylece tanınmalarının ve incitilmemelerinin daha uygun olduğunun bildirildiğini ifade ediyor; ardından Rabbimizin bağışlayıcı ve merhametli olduğunu hatırlatan kısmı da ekliyor.
Pratikte Nasıl Olmalı
Sohbetin sonunda hocaefendi somut bir tarif veriyor: bol ve şartlarına uygun bir üstlük ile omuzlara ve yakalara inen geniş bir örtü. Anlattıklarının kendi kafasından değil, tefsirlerden geldiğini; yanılmaktan ve yanıltmaktan Allah'a sığındığını söylüyor. Konuya ileride tekrar döneceğini, gelecek haftanın ise Mevlana Hazretleri'ne ayrılacağını belirterek sohbeti tamamlıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; hocaefendinin kendi ifadeleri ve delillendirmesi için videoyu izleyebilirsiniz.