Tümü 🏠 Aile ve Toplum ⏳ Ahiret ve Kabir 💚 Ahlak ve Edep 🤲 İbadet ve Namaz 🕌 Hadis ve Sünnet 🗣️ Genel Sohbet 🌙 Peygamber Kıssaları 💬 Nasihat ve Öğütler 📖 Kur'an ve Tefsir 📿 Dua ve Zikir 🕋 Hac ve Umre ⚖️ Helal Haram ☪️ İman ve İtikat 🌛 Ramazan ve Oruç 🌾 Kader ve İmtihan 📚 Kıssalar ve İbretler 📜 İslam Tarihi ✨ Tasavvuf ve Maneviyat

“Babamdan Bir Miras: Dua, Tevekkül ve Ümmet Endişesi” | Abdurrahman Büyükkörükçü

👁 1.826 izlenme 👍 61 📅 12 Haziran 2025 ⏱ 25:48
🎙️ Abdurrahman Büyükkörükçü 🏠 Aile ve Toplum
Kanalımıza Abone Olun ➥ https://www.youtube.com/@dinisohbetlertv/videos Abdurrahman Büyükkörükçü bu sohbetinde, rahmetli babasından ve onun manevi yönünden bahsederek başlıyor. Babasının çocukluk döneminde bile yaşıtlarından çok daha olgun, derinlikli bir yapıya sahip olduğunu belirtiyor. Anadolu insanının deyimiyle, “gelmiş de gitmiş” bir çocukmuş gibi anlatıyor. Onun yakın çevresinin de aynı şeyi söylediğini ifade ediyor. Babası hayatı boyunca İslam'a bağlı, ümmetin haliyle dertlenen, memleketin geleceğini dert edinen biriymiş. “Bu memleketin hali ne olacak?” diye çok kez gözyaşı döktüğünü, sohbetlerinde büyüklerine hep “İyi günler görecek miyiz?” diye sorduğunu hatırlatıyor. Ladik’li Hacı Ahmet Efendi'nin “Biz göremeyeceğiz hocam ama siz göreceksiniz” dediğini ve bunun onun için çok kıymetli olduğunu anlatıyor. Kendisinin vaazlarında da sıkça bu sözlere yer verdiğini, “biraz biz de göreceğiz, sonra gideceğiz” dediğini hatırlatıyor. Allah’ın ona gerçekten güzel günler gösterdiğini, bunlar için sürekli hamdettiğini ve şükrettiğini dile getiriyor. Eğer bugün yaşasaydı, daha da çok şükrederdi diye ekliyor. Son olarak babasının hayatta karşılaştığı zorluklar karşısında hiç telaş etmediğini, belki üzülse de bunu dışarıya yansıtmadığını, her zaman sükûnet ve tevekkül içinde yaşadığını ifade ediyor. Sohbet, geçmişten örnekle bugüne ve geleceğe ibret ve dua taşıyor.
📝 “Babamdan Bir Miras: Dua, Tevekkül ve Ümmet Endişesi” | Abdurrahman Büyükkörükçü — Yazılı Anlatım

Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde babası hakkında hâtıralarını anlatıyor ve ondan devraldığı mirası duayı, tevekkülü ve ümmet endişesini konuşuyor. Sohbet, bir evlat gözünden aktarılan çok kişisel bölümlerle, sevgi ve teslimiyet üzerine yapılan genel hatırlatmaların iç içe geçtiği bir anlatım.

Ümmetin derdiyle dertlenmek

Hocaefendi, babasının çocukluğundan itibaren fıtrî bir olgunluk taşıdığını, yakınlarının onu böyle anlattığını söylüyor. En çok üzerinde durduğu husus ise ümmet endişesi: bu memleketin ve bu ümmetin hâli ne olacak diye çok ağladığını naklediyor. Büyüklerine iyi günler görüp göremeyeceklerini sorduğunu, kendisine ümit veren cevaplar verildiğini de aktarıyor.

Hâdiseler karşısında vakar

Sohbetin en çok anlatılan hâtırası, babasının bir dönem gözaltına alınıp yaklaşık on bir ay tutuklu kaldığı günlere ait. Hocaefendi o sırada tahsil için yurt dışında olduğunu, olayları kendisine anlatıldığı şekliyle naklettiğini belirtiyor. Babasının hâdiseleri telaşa kapılmadan, ağırbaşlılıkla karşıladığını; endişesinin kütüphanesi olduğunu ve kitaplarına dokunulmamasından dolayı Rabbine hamd ettiğini söylüyor. Tutukluluk günlerinde dahi hadis sohbetlerinin devam ettiğini, ilim ve tebliğin bırakılmadığını aktarıyor.

Manevi hâli gizlemek

Hocaefendinin babası hakkında öne çıkardığı bir başka husus, sahip olduğu manevi hâli dışarı vurmaması. Bu tavrı, kendi büyüklerinden naklettiği bir ölçüyle açıklıyor: asıl büyüklük, büyüklüğü gizlemekten geçer. Sohbette olağanüstü hâllere dair iddialar ileri sürülmüyor; aksine böyle şeylerin anlatılmasından kaçınıldığı vurgulanıyor.

Sevgi ve beraberlik müjdesi

Sohbetin genel hatırlatma bölümünde sevgi ve teslimiyet konusu işleniyor. Hocaefendi, Peygamber Efendimize gelip "Seviyorum ama onlar gibi olamıyorum" diyen kişiye verilen cevabı ve "kişi sevdiğiyle beraberdir" müjdesini hatırlatıyor. Bunun bugünün insanı adına yapılmış bir itiraf olduğunu söylüyor. Rabbimizin bir kuluna verdiği ikramı geri almadığını, dolayısıyla sevenlerin sevdikleriyle cennette beraber olmasının, büyüklerin derecesi indirilerek değil sevenlerin yükseltilmesiyle gerçekleşeceğini ifade ediyor.

Kur'an'a gösterilen edep

Sohbetin son bölümünde Kur'an-ı Kerim'e saygı konusu ele alınıyor. Hocaefendi, asıl saygının onun hükümlerine ve manasına gösterilen saygı olduğunu söylüyor; bununla birlikte mushafın kendisine gösterilen edebin de ihmal edilmemesi gerektiğini anlatıyor. Ecdadın, okunamayacak hâle gelmiş mushaf sayfalarını temiz bir yere defnetme âdetini örnek veriyor ve bu edebin evlatlara aktarılmasını tavsiye ediyor.

Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; hâtıraların ve anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.