Az Amelle Büyük Ecir Nasıl Kazanılır? | Sünnetin Gücü | Abdullah Büyükkörükçü Hocaefendi
Abdullah Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde, az bir gayretle nasıl büyük ecirler kazanılabileceğini sünnetler üzerinden anlatıyor. Hocaefendi'nin cevabı sade: Günlük hayatımızda birkaç dakikamızı alan küçük ameller, mükâfatını Allah'ın vermesi sebebiyle dünyalık hiçbir kazançla ölçülemeyecek değerdedir.
Birkaç dakikalık amel, ölçülemeyen ecir
Sohbetin çıkış noktası öğle namazının sünnetleridir. Hocaefendi, öğle namazının son sünnetini iki yerine dört kılmanın çok kısa bir zaman fedakârlığı olduğunu söylüyor. Videoda, öğle namazının öncesinde dört, sonrasında dört rekât kılan kişi hakkında rivayet edilen müjde hatırlatılıyor. Hocaefendi buradan hareketle, hiçbir servetin, şöhretin veya makamın böyle bir kazanç sağlayamayacağını, dünyalıkların dünyada kalacağını ifade ediyor.
Ahiret için azık hazırlamak
Sohbette, o büyük gün için azık hazırlanmasını isteyen ve azığın en hayırlısının takva olduğunu bildiren ayet hatırlatılıyor. Hocaefendi, nafile namazların bu azığın önemli bir parçası olduğunu söylüyor ve ilerleyen sohbetlerde kuşluk namazı, işrak namazı, abdestten sonra kılınan iki rekât ve teheccüd namazının faziletlerine de değineceğini belirtiyor. Cennete girmenin kolay olmadığını, ama cehennemin de sebepsiz yaratılmadığını hatırlatarak dinleyeni ciddiyete davet ediyor.
Ömür sessizce tükeniyor
Hocaefendi sohbetin ortasında konuyu ömrün akışına getiriyor. Gençlerin fark etmeden orta yaşa geldiğini, her karşılaşmada tanıdıkların biraz daha yaşlandığını söylüyor ve berber koltuğunda saçındaki akların çoğaldığını fark edişini küçük bir latife olarak anlatıyor. Buradan çıkardığı sonuç şudur: Sağlığımız ve işimiz için kararlar alıp uyguladığımız gibi, kulluğumuz için de karar almalı ve o karara sadık kalmalıyız.
Bilmek değil, amel etmek
Sohbetin en çok tekrar edilen cümlesi, duyduklarımızla amel etmemiz gerektiğidir. Hocaefendi, kendisinin de anlattıklarıyla amel etmesi için bunları söylediğini belirtiyor. Amelin yavaş yavaş, kendini zorlamadan ama bırakmadan sürdürülmesini tavsiye ediyor.
Sünnet binasını taş taş yeniden örmek
Son bölümde hocaefendi, en büyük binaların birer taş konularak yükseldiğini, yıkılan binaların da birer taş eksilerek yıkıldığını hatırlatıyor. Ona göre sünnetler de aynı şekilde, hangisine nerede ve ne zaman imkân bulunuyorsa oradan başlanarak yeniden ihya edilmelidir. Hiçbir sünneti küçük görmemek gerektiğini vurgulayan hocaefendi, ümmetin bozulduğu bir zamanda sünnetle amel edenin ecrine dair rivayeti de aktarıyor ve bu rivayetin zayıf olarak nakledildiğini kendisi belirtiyor. Müslüman olmanın güzel, İslam'ı yaşamanın ise çok daha büyük bir mazhariyet olduğunu söyleyerek sözünü bağlıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.