Allah Resulü'nde Eğitim Nazariyesi-3 - İhsan Şenocak Hoca
İhsan Şenocak Hoca bu sohbetinde, Peygamber Efendimizin öğretme usulünü ele aldığı serinin üçüncü bölümünü işliyor. Sorduğu soru şu: Bir hakikat, muhatabın yüreğine nasıl yerleşir? Verilen cevap, yöntemin muhataba göre değiştiği: kimi zaman bir kıssa anlatılır, kimi zaman yere şekil çizilir, kimi zaman da bir çocukla şakalaşılır.
Kıssa ile Öğretmek
Sohbette, anne baba hakkının ağırlığını anlatmak için nakledilen bir rivayet aktarılıyor. Rivayete göre önceki ümmetlerden ibadete düşkün bir kimse, ibadet hâlindeyken kendisini çağıran annesine karşılık vermez; annesi de üzüntüyle ona beddua eder. Zaman içinde bu kişi büyük bir iftiraya uğrar, ibadethanesi yıkılır. Duası kabul edilerek kundaktaki bir çocuk konuşur ve gerçek ortaya çıkar. Hoca'ya göre bu hakikati kuru bir cümleyle söylemek yerine kıssayla anlatmak, onu hafızaya kalıcı olarak yerleştirir.
Yere Çizilen Şekil
Sohbette anlatılan bir başka usul, görselleştirme. Peygamber Efendimizin eline bir çubuk alıp yere şekil çizerek dosdoğru yolu ve ondan ayrılan diğer yolları gösterdiği aktarılıyor. Hoca bunu, muhatabın seviyesine inmenin ve anlatılanı gözle görülür hâle getirmenin örneği olarak sunuyor.
İki Parmak Kadar Yakın
Sohbetin en dokunaklı bölümünde, Peygamber Efendimizin işaret ve orta parmağını yan yana getirerek yaptığı beyanlar hatırlatılıyor. Yetimi görüp gözetenlerin, kıyamet günü insanların birbirinden kaçtığı o anda kendisine bu iki parmak kadar yakın olacağı bildiriliyor. Aynı işaretin, eşini kaybettikten sonra evlilik tekliflerini geri çevirip çocuklarını dinî terbiye üzere yetiştiren bir hanım için de kullanıldığı aktarılıyor. Hoca böylece, zor şartlarda sorumluluğu üstlenenlerin nasıl yüceltildiğine dikkat çekiyor.
Bir Kere Bile Azarlamadı
Sohbette Enes bin Malik'in hatırası naklediliyor. Annesi tarafından hizmetine verilen bu çocuk, kendisine verilen bir vazife için yola çıkarken arkadaşlarını oyunda görür ve oyuna dalar. Saatler sonra vazifesini hatırlayıp geldiğinde ise azarlanmaz. Enes'in yıllar sonraki şahitliği, kendisine bir kez olsun çatık bir yüzle bakılmadığı yönündedir. Hoca bunu, eğitimde sabrın ve müsamahanın ne kadar etkili olduğunun delili sayıyor.
Çocuğun Derdini Ciddiye Almak
Son olarak, kuşunu kaybederek üzülen küçük bir çocuğun hatırası aktarılıyor. Peygamber Efendimiz onun hâlini hafife almak yerine, yetişkinlere yapıldığı gibi ona da bir künye ile hitap ederek şakalaşır ve kaybını sorar. Hoca'ya göre çocuğa yaklaşmak, onun diline ve seviyesine inmekle, hatta oyununa ortak olmakla mümkündür. Böyle bir terbiye ortamında yetişenlerin nasıl bir nesle dönüştüğü, sohbetin varmak istediği asıl noktadır.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı ve aktarılan rivayetlerin ayrıntısı için videoyu izleyebilirsiniz.