Allah'ın Rahmet ve Merhameti Nasıl Kazanılır? | Abdurrahman Büyükkörükçü
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu yaz akşamı sohbetinde, Allah'ın rahmet ve merhametine nail olmanın yolunu iki şeye bağlıyor: kulluğu hatırlamak ve birbirimize hatırlatmak. Ramazan'a yaklaşılan günlerde yapılan bu sohbette hocaefendi, sıcağın getirdiği gevşekliğe karşı disiplini korumayı öğütlüyor ve nasihatin neden vazgeçilmez olduğunu anlatıyor.
Hamd, Şükür ve Ramazan'a Hazırlık
Hocaefendi sözlerine hamd ve şükürle başlıyor. İnsan olma şerefinin üstüne bir de iman nimetinin verilmiş olmasını, karşılığında şükredilmesi gereken en büyük ikram olarak anıyor. Ramazan'ın hangi mevsime denk gelirse gelsin rahmetle geldiğini söylüyor ve sohbetlerin asıl gayesinin gönlü Ramazan'a hazırlamak olduğunu belirtiyor.
İçimizdeki Gafletten Sakınmak
Yaz aylarında sokaklarda görülen manzaralardan duyduğu üzüntüyü dile getiren hocaefendi, burada Kur'an'da yer alan bir duayı hatırlatıyor: içimizdeki akılsızların yaptıkları sebebiyle bizi helak etme. Sohbette "sefih" kelimesinin, aklını kullanmayan, aklıyla Allah'a kulluk etmeyen kişi anlamına geldiği aktarılıyor. Hocaefendi bu uyarıyı ilk önce kendi nefsine yönelttiğini özellikle söylüyor.
Ölçü Kerâmet Değil, İslam'dır
Sohbetin en dikkat çekici bölümlerinden biri, bir kimse hakkında hüküm verirken neye bakılacağı meselesi. Hocaefendi, kendi hocalarından aldığı ölçüyü naklediyor: bir insan havada uçuyor, ateşte yanmıyor, suyun üstünde yürüyor gibi görünse dahi, aile hayatına sahip çıkmıyorsa, çocuklarıyla ilgilenmiyor ve onlara İslamî yaşayışı öğretmiyorsa bu hâllere itibar edilmemelidir. Ölçü olağanüstü görünen hâller değil, İslam'dır.
Emanet Olan Evlatlar ve Bir Market Hatırası
Hocaefendi, kendisi pırıl pırıl örtünmüş bir annenin yanında bambaşka bir görüntüde yürüyen kızını gördüğünde duyduğu üzüntüyü anlatıyor ve evlatların bize emanet olduğunu hatırlatıyor. Ardından bir markette yaşadığı hatırayı naklediyor: kızından tesettürü isteyen ama sözünü dinletemeyen bir baba, hocaefendiden nasihat etmesini rica eder. Hocaefendi genç kıza birkaç kelime söyler; genç kız da eve gidince örtüneceğine söz verir. Hocaefendi bu hatırayı, güzel sözün karşılık bulduğunu göstermek için anlatıyor.
Pervane Misali ve Nasihatin Yönü
Sohbetin sonunda Peygamber Efendimizin bir benzetmesi hatırlatılıyor. Rivayete göre Efendimiz kendisiyle ümmetinin hâlini, gece ateş yakmış bir adama ve ışık sanıp ateşe doğru uçan pervanelere benzetmiş; ateşin sahibi onları eliyle uzaklaştırmaya çalışırken, onlar yanmaya doğru koşmaktadır. Hocaefendi, bütün bu hatırlatmaları önce kendi nefsine, sonra ailesine, sonra dinleyenlere yaptığını; kimseyi küçük görme veya ayıplama niyeti taşımadığını vurgulayarak sözlerini bitiriyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.