Aile Hayatının Önemi, Düğünlerdeki Bidatler (11-07-2012)- Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde aile hayatının önemine, özellikle de evlat terbiyesine ayrılan bir bahsi sürdürüyor. Recep ve Şaban aylarının geride kalıp Ramazan'ın yaklaştığı bir dönemde yapılan bu sohbette, önce şükür ve dua üzerinde duruluyor, ardından çocuk yetiştirme ve edep meselesi ele alınıyor. "Evladımıza ne bırakıyoruz?" sorusunun cevabı mal değil, ahlak olarak veriliyor.
Ramazan'a Afiyetle Ulaşmak
Hocaefendi sohbetin girişinde Recep ve Şaban aylarının bereketi için dua ediyor ve cemaati Ramazan'a hazırlıyor. Burada özellikle "afiyet" kavramı üzerinde duruyor. Nakledilen rivayete göre hastalıklarından şikâyet eden bir topluluğu gören Peygamber Efendimiz, onların Allah'tan afiyet istememelerine dikkat çekmiştir. Hocaefendi afiyeti sadece beden sağlığı olarak değil, din ve dünya selameti olarak tarif ediyor ve Ramazan'a sağlıkla kavuşmanın kıymetini hatırlatıyor.
Şükrün ve Salavatın Yeri
Sohbette nimetlerin sahibine teşekkür etmenin insan olmanın gereği olduğu vurgulanıyor. Hocaefendi, Peygamber Efendimizin "Seni layık olduğun şekilde övemem" mealindeki niyazını hatırlatarak, kendi hamd ve şükrünün eksikliğini itiraf ediyor. Ayrıca cemaatle birlikte okunan salât ü selamların kabulü ve şefaate vesile olması için dua ediyor.
Evlada Değer Vermek
Sohbetin ana konusuna geçildiğinde hocaefendi, bir önceki dersinde işlediği çocuklara güzel isim koyma bahsine kısaca dönüyor ve oradan evlat terbiyesine geçiyor. Nakledilen rivayetlerde çocuklara değer verilmesi, ikramda bulunulması ve onlara sorumluluk yüklenmesi tavsiye edilir. Hocaefendi bu tavsiyeyi bugünün diliyle şöyle açıklıyor: çocuğun şahsiyetinin gelişmesine yardımcı olmak, ona görev vererek kendine güvenini kurmak ve onu topluma faydalı bir insan olarak yetiştirmek.
Edep Ölçüleri Kaybolunca
Hocaefendi konuyu somutlaştırmak için bir büyüğünden dinlediği hatırayı naklediyor. Anlatılana göre üniversiteye başlayan gençlere ilk derste, artık anne babalarının yanında serbest davranmalarını, saygı ölçülerini bir kenara bırakmalarını telkin eden bir hoca çıkmıştır. Hocaefendi bu tavrı ilmin kötüye kullanılması olarak niteliyor ve Mehmet Âkif'in Safahat'ında yer alan, benzer bir tipi anlatan bölüme atıfta bulunuyor.
Öğretene Duyulan Saygı
Sohbetin sonunda büyüğe, hocaya ve öğretmene gösterilecek saygı üzerinde duruluyor. Hocaefendi, Hz. Ali'ye nispet edilen "Bana bir harf öğretenin kölesi olurum" sözünü hatırlatarak, ilim öğretenin hakkının büyüklüğünü anlatıyor. Anne babanın yanında nasıl oturulacağından misafire nasıl ikram edileceğine kadar edep ölçülerinin ailede öğretilmesi gerektiğini vurguluyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.