Abdestin Manevi Değeri, Osman Gazi’nin Kur’an’a Saygısı ve Gençlerin Önemi | Tahir Büyükkörükçü Hoca
Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde, küçük görünen bir edebin insanı nerelere taşıdığını anlatıyor: Abdest suyu dökmek. Oradan Kur'an-ı Kerim'e gösterilen hürmete, Osman Gazi hakkında anlatılan meşhur kıssaya ve gençlerin yetiştirilmesi meselesine geçiyor. Sohbetin bağladığı yer şudur: Hürmet, karşılığını nesiller boyu veren bir haslettir.
Kaybolan Bir Edep: Abdest Suyu Dökmek
Hocaefendi, devrin âlim ve mürşitlerine abdest suyu dökmüş olmayı bir bahtiyarlık olarak anlatıyor; o zatların nasıl abdest aldığını görerek kendisinin de öyle abdest almaya çalıştığını söylüyor. Eskiden evlerde bu işin bir terbiye vesilesi olduğunu hatırlatıyor: Beş yaşındaki çocuk ibrik tutmayı, büyüğüne hizmet etmeyi bu talimle öğrenirdi. Bugün kolaylık adına bu edebin terk edildiğini, hâlbuki o âdetlerin zahmetin içinde rahmet taşıdığını ifade ediyor.
Sonuç Mühimdir
Hocaefendi araya mühim bir uyarı koyuyor. Rivayet edilen bir hadis-i şerifte itibarın hâtimeye, yani işin sonuna olduğu bildirilmiştir. Bunu şöyle açıyor: İnsan âlim olsun, âbid ve zâhid olsun; ne olursa olsun sonundan korkmalı ve "Rabbim, sonumuzu hayırla mühürle" diye yalvarmayı bırakmamalıdır.
Osman Gazi ve Rafta Duran Mushaf
Sohbetin en bilinen bölümü, Osman Gazi hakkında anlatılan kıssa. Anlatıldığına göre Osman Gazi bir gece misafir olduğu evde, kendisine serilen yatağa hiç uzanmaz; sabaha kadar seccadesinin üzerinde dua, tesbih ve tehlille meşgul olur. Ev sahibi sebebini sorduğunda raftaki Kur'an-ı Kerim'i göstererek, mushafın bulunduğu odada ayak uzatıp yatamayacağını söyler. Hocaefendi, bu kıssayı nakleden bir müfessirimizin, Osmanlı hanedanına asırlar süren bir hâkimiyetin işte bu hürmetin bereketiyle verildiğini söylediğini aktarıyor ve bu kanaate gönülden inandığını ifade ediyor.
Kur'an Ancak İlimle Fayda Verir
Hocaefendi, Kur'an-ı Kerim'in bütün insanlığa hitap eden bir öğüt olarak indirildiğini, dünya ve ahirete dair ne aranırsa cevabının açık ya da işaret yoluyla onda bulunduğunu söylüyor. Fakat hemen ardından bir şartı hatırlatıyor: Nakledilen bir hâdisede Efendimiz, mescitte kurulan halkalardan ilim müzakere edilenine yönelmiş ve Kur'an'ın ancak ilimle fayda vereceğini bildirmiştir. Hocaefendi gençliğinde usul-i fıkıh okurken öğrendiği bir tasnifi de hatırlayarak, Kur'an-ı Kerim'in manalarının ancak ilimle çıkarılabileceğini vurguluyor.
Gençler Yarının Emanetçisidir
Sohbetin sonunda hocaefendi gençlere dönüyor. Geleceğin mesuliyet sahiplerinin bugünün gençleri olduğunu söyleyerek cemaate sesleniyor: İyi bir gelecek isteniyorsa nesil pırıl pırıl yetiştirilmelidir. İçi dışı bir olan, düşündüğünü yapan, Kur'an'a tabi bir nesil için ter döktüklerini ifade ediyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.