(8) Allah'a (c.c.) Tapmayanlar Nefislerine Tapar (12-11-1999) - Ahmet Vanlıoğlu Hocaefendi
Ahmet Vanlıoğlu Hocaefendi bu sohbetinde, insanın ölçüsünü nereden aldığı meselesini ele alıyor. Sözle kabul edip amelde bambaşka davranmanın, inancın dilden kalbe inmediğinin işareti olduğunu söylüyor. Sohbetin ana fikri şudur: Allah'ın hükmünü ölçü almayan kimse, farkında olmadan kendi nefsini ve menfaatini ölçü hâline getirir.
Sözde Kalan İman
Hocaefendi ürkütücü bulduğu bir hâli tarif ederek başlıyor: bir gerçeği konuşurken inanmış gibi davranıp tatbikat sırasında inanmamış insanların tavrına bürünmek. Bunun, inancın dudak arasında kaldığını, kalbe inmediğini ima ettiğini söylüyor. Kendisini yıllardır dinleyenlerin "hoca sözü hep aynı yere getiriyor" diyebileceğini kabul ediyor; ancak bazı gerçekler yerine oturmadan İslam'ı yaşamanın mümkün olmadığını belirtiyor.
"Bu Rivayet Yeni Çıktı"
Sohbetin en dikkat çekici bölümlerinden biri tarihe uzanıyor. Hocaefendi, Tanzimat yıllarında batılılaşma gayretleri artarken "devletin ilerlemesinin önündeki engel İslam'dır" iddiasının ortaya atıldığını hatırlatıyor. Buna cevap olarak Ziya Paşa'nın meşhur beytini naklediyor: İslam'ın terakkiye engel olduğu iddiasının vaktiyle bilinmediğini, bu rivayetin sonradan uydurulduğunu söyleyen o beyit, sohbette bir tespit olarak kullanılıyor.
İslam Boş Bir Adaya İnmedi
Hocaefendi'nin üzerinde en çok durduğu tespit bu. İslam ıssız bir adaya, insandan uzak bir ormana ya da bir dağ başına inmiş bir din değildir. Kurulu bir düzenin üzerine gelmiştir: Mekke'de insanlar, inançlar, alışkanlıklar ve uygulamalar vardı. İslam bu düzenin kendisine aykırı olan yanlarını değiştirmiş, uygun olanları ise devam ettirmiştir. Bu yüzden dinin hayatın dışında bir alana hapsedilmesi, onun tabiatına aykırıdır.
Dinin Tamamını Kabul Etmek
Sohbette hocaefendi, dinin bir kısmını kabul edip bir kısmını görmezden gelen anlayışı eleştiriyor. Gündelik hayattan bir örnek veriyor: kızını isteyen genç için "mesleği iyi, kazancı yerinde; cuma namazı kılamaz, oruç tutamaz ama çok iyi çocuk" denilmesini kabul edilemez buluyor. Bir insanın hâlinde eksik bırakılan şey dinin kendisiyse, o cümlenin kurulmaması gerektiğini söylüyor.
Hüküm Vermek Kimin Yetkisinde
Sohbetin en net uyarısı burada. Hocaefendi, dinî bir hükmü hafifletme ya da kaldırma yetkisinin hiç kimsede bulunmadığını ifade ediyor: "Onların kapanacak dediğine sen nasıl açılabilir hükmü veriyorsun, neye dayanıyorsun?" diye soruyor. Böyle bir tavrın arkasında ilim değil; nefis, şeytan ve birtakım menfaatlere erişme arzusu bulunduğunu söylüyor. Sohbetin başlığındaki mana da burada beliriyor: Allah'ın hükmünü ölçü almayan, kaçınılmaz olarak kendi arzusunu ölçü yapar.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.