(8) Alem-i İslam Sahipsiz - Timurtaş Uçar Hocaefendi
Timurtaş Uçar Hocaefendi bu sohbetinde, insanın niçin başıboş bırakılmadığı sorusundan yola çıkarak peygamberlerin gönderiliş hikmetini ve müminin önce kendisini, sonra ailesini koruma sorumluluğunu anlatıyor. Sohbetin ekseninde, "Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi ateşten koruyun" mealindeki ayet-i kerime yer alıyor.
Hayatı Veren, Hayatın Levazımını da Verendir
Hocaefendi sohbete temel bir tespitle başlıyor: İnsana hayatı veren Allah'tır. Bir kimseye "inşaat yap" denildiğinde malzemesinin de verilmesi gerektiği örneğiyle izah ediyor; hayatı veren Allah, o hayatın devamı için gereken havayı, suyu, toprağı, güneşi, gıdayı da veren olur. İnsan farkında olsa da olmasa da bu böyledir.
İnsan Başıboş Bırakılmaz
Sohbetin en çok işlenen fikri şu: Mahlukatın en şereflisi olarak yaratılan insanın başıboş bırakılması düşünülemez. Hocaefendi bunu çobanla hayvan misali üzerinden anlatıyor. İnsan, kendi sorumluluğundaki hayvanı bile başıboş bırakmaz; sabah götüren, akşam getiren, bakan, koruyan bir düzen kurar. O hâlde bu kadar kıymetli bir varlık olan insanın kendi keyfine, kendi havasına göre yaşaması makul olamaz.
Peygamberler Niçin İnsanlardan Gönderildi
Hocaefendi, insana rehber ve kılavuz olarak meleklerin değil, insanların içinden peygamberlerin gönderildiğine dikkat çekiyor. Gerekçesi anlaşılırdır: İnsanın hâlini en iyi yine insan bilir; hayatı düzene ve nizama sokmak bahsinde insana insandan daha müessir bir örnek olamaz. Böylece vahiy, yaşanmış bir hayatın içinden insana ulaşır.
Kendini Korumadan Aileyi Korumak Olmaz
Sohbetin ana ayeti üzerinde dururken hocaefendi, hitabın "Ey iman edenler" diye başlamasını ayrıca güzel buluyor; bunu, imanı nasip edilmiş kullara yapılmış bir davet olarak okuyor. Ayette önce nefsin, sonra ailenin korunmasının istendiğine dikkat çekiyor: İnsan evvela kendi kendisinin koruyucusu olacak. Ayrıca ayette geçen "nâr" kelimesinin Arapçada ateş manasına geldiğini, aynı sesle andığımız meyveyle karıştırılmaması gerektiğini, o meyveye bu ismin taneleri kor parçalarına benzediği için verildiğini izah ediyor. Hocaefendi imanın bütün amellerin şartı olduğunu da vurguluyor: İman olmadan yapılan hiçbir hayır hesaba girmez.
Hayır İşine Omuz Vermek
Sohbetin sonunda hocaefendi, cami yapımı gibi hayır işlerine destek olmaya teşvik ediyor. Camilerin çoğunlukla cemaatin gayretiyle ayağa kalktığını hatırlatıyor ve meşhur ölçüsünü tekrarlıyor: Önce vicdana, sonra cüzdana bakmak; evvela iman, sonra imkân.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.