(71) Eşref-i Mahluk Olan İnsan - Timurtaş Uçar Hocaefendi
Timurtaş Uçar Hocaefendi bu sohbetinde, geçen dersten devam ettirdiği bir konuyu işliyor: insanın niçin yaratılmışların en şereflisi sayıldığı. Hocaefendinin cevabı tek bir kavram etrafında toplanıyor: emanet. İnsanın kıymeti, kendisine yüklenen sorumluluğun büyüklüğünden anlaşılıyor.
Emanet, itibar edilene teslim edilir
Sohbetin ana muhakemesi gayet sade bir örnekle kuruluyor. Elimizde çok kıymetli bir emanet olsa ve onu birine bırakmak zorunda kalsak, rastgele birini seçmeyiz; güvendiğimiz, itibar ettiğimiz kişiye teslim ederiz. Hocaefendi buradan şu neticeye varıyor: Allah dinin emirlerini, yasaklarını, bütün mukaddesatı yeryüzünde insana emanet etmiştir. Demek ki insana bütün mahlukattan daha çok itibar edilmiştir. İnsanın şerefi ve hakikati bu noktada ortaya çıkıyor. Yeryüzündeki varlıklar içinde sadece insanın ve cin taifesinin muhatap kabul edilip mükellef tutulduğunu da hatırlatıyor.
Merkezde insan var
Hocaefendi bu düşünceyi bir adım ileri götürüyor. Kur'an'da yeryüzündeki bütün nimetlerin insan için yaratıldığının bildirildiğini hatırlatarak, insan olmasaydı bu düzenin kurulmayacağını söylüyor. Buradan güzel bir benzetme çıkarıyor: Müslümanlar dünyanın neresinde olursa olsun namazda yönlerini Beytullah'a çevirirler; aynı şekilde bütün mahlukat da adeta insana yönelmiştir. Meyvesiz ağaçların yukarı doğru uzandığını, meyveli ağaçların ise dallarını insana doğru eğdiğini örnek vererek, bütün varlıkların kıblesinin insan, insanın kıblesinin ise Beytullah olduğunu söylüyor.
Ama hangi insan?
Sohbetin en dikkat çeken uyarısı burada. Hocaefendi, bu şerefin her insanda kendiliğinden bulunmadığını, Kur'an'ın hangi insandan bahsettiğini yine kendisinin açıkladığını söylüyor. İnsanı Kur'an'ın tarif ettiği ölçülerle değerlendirmeyenlerin çölde su arayan kimse gibi serap göreceğini, dışarıdan mükemmel görünen kişinin iş başına geldiğinde bambaşka çıkabileceğini ifade ediyor. Ona göre insanı doğru tanımanın tek sağlam kaynağı Kur'an'dır; hocaefendi Kur'an'ın bozulmadan korunmuş olmasını da bu sağlamlığın delili olarak zikrediyor.
Çocuklara sahip çıkmak
Son bölümde hocaefendi yine nesil meselesine dönüyor. Okulların tatile girmesiyle çocukların çeşitli tehlikelere açık hale geldiğini söyleyerek, camilerde açılan Kur'an derslerine gönderilmelerini istiyor. Bulundukları camide her gün yüzlerce çocuğun Kur'an okuduğunu, talebin büyük olduğunu belirtiyor. Ancak Kur'an okumanın tek başına yetmediğini, temel dinî bilgilerin de ayrıca verilmesi gerektiğini vurguluyor; matematik için kursa gönderilen çocuğun din bilgisi için de aynı ilgiyi hak ettiğini söylüyor ve bu maksatla hazırlanmış bir temel dinî bilgiler kitabını cemaate tavsiye ediyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.