(70) Erkek-Kadın Tesettür - Timurtaş Uçar Hocaefendi
Timurtaş Uçar Hocaefendi bu dersinde tesettür meselesini, kıyafet tartışmasının çok ötesinde bir yerden ele alıyor: Elbisenin bizzat yaratılışa ait bir kanun oluşundan. Kadın ve erkeğe ayrı ayrı bakan hükümlerin niçin farklı tecelli ettiğini izah ederek, örtünmenin insana mahsus bir hakikat olduğunu anlatıyor.
Hükümler Yaratılışa Göre Konulmuştur
Hocaefendi derse, kadınlarla ilgili hükümlerin erkeklere nazaran farklılık göstermesinin sebebini açıklayarak başlıyor. Ona göre bu farklılık yaratılışın tabii neticesidir: Cenab-ı Hak, kadını hususi bir fıtratla yarattığı için ona uygun, onun hayrına ve menfaatine olan şefkatli hükümler koymuştur. Hocaefendi burada bir ölçü de veriyor: Bu meselede hangi fikir, akım ya da sistem ne söylerse söylesin, Kur'an'ın dışında kaldığı müddetçe müminin ona iltifat etmesi söz konusu olamaz.
Elbise: İnsana Mahsus Bir Kanun
Dersin omurgasını, hocaefendi'nin bizzat zikrettiği A'râf suresinin 26. ayeti oluşturuyor. Ayette Âdemoğullarına hitap edilerek, onlara elbise indirildiği/yaratıldığı bildirilmektedir. Hocaefendi bunu tabiattaki tabloyla karşılaştırarak izah ediyor: Hayvanlar ve bitkiler dünyaya kendi örtüleriyle gelir; koyunun yünü, keçinin postu, ağacın kabuğu doğduğu gün üzerindedir. Onlara sonradan bir örtünme emri verilmemiştir. Yalnız insan çıplak gelir ve elbisesi ona sonradan lütfedilir. Hocaefendi'ye göre bu, elbisenin insan için fıtri bir kanun, yaratılışın bir icabı olduğunu gösterir; elbisesiz bir insan tasavvur etmek mümkün değildir.
Setr-i Avretin Ciddiyeti
Hocaefendi bu bahiste nakledilen bir hadis-i şerife dayanarak, bir hanımın kendi evinin dışında örtüsünü çıkarmasının Allah ile arasındaki bağı zedeleyen ağır bir hâl olduğunun bildirildiğini ifade ediyor. Meselenin hafife alınacak bir mesele olmadığını, bu sebeple setr-i avret hususunda azami dikkatin gerektiğini söylüyor. Dersin bu kısmında hüküm bildiren ifadelerin tamamı hocaefendi'nin naklettiği rivayetlere dayandırılmıştır.
Mükellefiyet ve Çocukları Alıştırmak
Hocaefendi, bu emirlerin kişi büluğa erdiği anda yürürlüğe girdiğini; İslam hukukuna göre erginlik çağının iklime göre değişebildiğini, en son sınırın ise on beş yaş olarak belirlendiğini anlatıyor. Fakat asıl tavsiyesi terbiye tarafında: Mükellefiyet çağını beklemeye hacet yoktur. Anne ve babanın çocuklarını, daha mükellef olmadan örtünmeye ve edebe alıştırması gerekir; çünkü alışkanlık sonradan değil, çocuklukta kazanılır.
Hikmet Tarafı Bir Sonraki Derse
Dersin sonunda hocaefendi, bu bahse gelecek hafta devam edeceğini, o derste setr-i avret hükümlerinin hikmetlerini izah etmeye çalışacağını söylüyor ve meclisi dua ile bitiriyor.
Bu yazı, dersin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.