(65) Ebu Cehil Zihniyeti - Timurtaş Uçar Hocaefendi
Timurtaş Uçar Hocaefendi bu vaazında Ebu Cehil ismini bir tarih şahsiyeti olarak değil, bir zihniyetin adı olarak ele alıyor. Sorusu şu: Kur'an niçin inkârcıların önde gelenlerini isim isim, sıfat sıfat tanıtır? Hocaefendi'ye göre bunun sebebi, o karakterin her devirde yeniden ortaya çıkabilmesi ve müminin ona karşı uyanık olması gerektiğidir.
Kur'an Bir Reçetedir
Vaazın açılışında hocaefendi güçlü bir benzetme kuruyor. Kur'an-ı Kerim, insanlığa yazılmış bir reçetedir. Hasta doktora gider, doktor reçeteyi yazar; ama kişi ilaçları alıp zamanında ve usulünce kullanmazsa şifa bulamaz. Bu durumda kabahat ne reçetede ne doktordadır. Aynı şekilde Kur'an'ı yalnızca sevap niyetiyle okuyup hükümlerini hayata geçirmeyen bir toplumun çektiği sıkıntılardan Kur'an sorumlu tutulamaz. Hocaefendi, Kur'an'ın yaşayan insanların ailevi ve içtimai hayatını düzenlemek üzere indirildiğini vurguluyor.
Bozuk Tezgâh Benzetmesi
Hocaefendi, yetişen nesillerin hâlinden şikâyet edilirken asıl bakılması gereken yeri gösteriyor: Tezgâh. Bir kumaş bozuk çıkıyorsa kumaşa kızılmaz, onu dokuyan tezgâhtaki arıza aranır. Ona göre değerlerden kopuk yetişen bir nesil, İslam'ın değil, İslam'dan uzak bir terbiyenin sonucudur.
Ebu Cehil Zihniyeti Nedir
Vaazın adını veren bölüm burada. Hocaefendi, Ebu Cehil'i önemli kılan şeyin şahsı değil, peygamberin davasını yalan sayması olduğunu söylüyor. Dolayısıyla bugün de İslam'ı geçersiz kabul eden, ona kapılarını kapatan, çocuklarına Efendimiz'in ahlakını hiç anlatmayan bir yaklaşım, şekli ne olursa olsun aynı zihniyeti sürdürmektedir. Yıllarca ihtişamlı bir hayat sürdüğü halde bulunduğu evde bir kere olsun kıbleye dönüp secde etmemiş kimseleri de bu bağlamda örnek veriyor. Hocaefendi bu ölçüyü kişileri damgalamak için değil, evlatları ve yuvaları korumak için bir farkındalık aracı olarak sunuyor.
Her Ailede Kur'an Okuyan Biri Bulunsun
Vaazın en somut tavsiyesi bu. Hocaefendi, on beş kişilik bir sülalede hiç değilse bir kişinin Kur'an'ı yüzünden ya da ezbere okuyabilmesi gerektiğini söylüyor. Onun anlayışında bu, evin manevi bağının kopmamasını sağlayan asgari bağdır.
Camiler Boş, Evler Dolu
Son bölümde hocaefendi bir çelişkiye dikkat çekiyor: Şehirde boş ev bulunamazken camilerin boş kalması. Okunan ezana kulak vermeyen bir toplumun kendisini olduğundan farklı görmemesi gerektiğini söylüyor. Ona göre Müslüman önce kendi evinden başlamalı, ardından "ben Allah'ın dinine ne kadar faydalı olabiliyorum" diye kendi nefsini hesaba çekmelidir. Vaaz bu muhasebe çağrısı ve duayla sona eriyor.
Bu yazı, vaazın ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.