(64) Ebedi Saadete Ulaşmak - Timurtaş Uçar Hocaefendi
Timurtaş Uçar Hocaefendi bu sohbetinde, insanı ebedi saadete ulaştıracak meseleleri sıralarken bir iman esasında duruyor: Meleklere iman ve insanın yalnız bırakılmamış olması. Sohbet buradan insanın şerefi bahsine, oradan da iman ile edebin nasıl birleştiğini gösteren bir hatıraya uzanıyor.
Vali ve Koruma Benzetmesi
Hocaefendi konuyu somutlaştırmak için bir benzetme yapıyor: Bir vilayetin valisi, makamının ehemmiyeti sebebiyle korunur; nereye giderse yanında görevli bir memur bulunur. İnsan da yeryüzünde eşref-i mahlûkat olduğu, mühim bir makamı taşıdığı için başıboş bırakılmamıştır. Sohbette, âyet-i kerimelerde bildirildiği üzere insanın sağında ve solunda vazifeli meleklerin bulunduğu; ağzından çıkan her kelimenin, her hareketinin kaydedildiği hatırlatılıyor.
Yalnız Değiliz
Hocaefendinin buradan çıkardığı sonuç, sohbetin ana fikri: Hiçbir mümin yalnız değildir, hiçbir hareketi kayıtsız değildir. Ona göre bir Müslüman bu şuurla yaşamadıkça imanın gereğini yerine getirmiş olmaz. Sohbette bu inancın zayıflamasının, "görmediğime inanmam" anlayışının yaygınlaşmasıyla başladığı ifade ediliyor; hocaefendi insanın aslına dair ortaya atılan ve insan haysiyetini alçalttığını düşündüğü nazariyelerin de aynı zeminde yayıldığını söylüyor. Bu bahsi bir eğitim ve nesil meselesi olarak ele alıyor.
Cami Temelindeki Irgat
Sohbetin en çok akılda kalan bölümü, hocaefendinin naklettiği bir hatıra. Anlatılana göre bir paşa, yaptırdığı caminin inşaatını sabah namazından sonra kıyafet değiştirip uzaktan teftiş eder. Herkes çalışırken bir işçinin tuhaf bir şey yaptığını görür: Büyük bir taşı kucaklayıp temelin yanına getiriyor, sonra aynı taşı geri götürüyor, sonra tekrar getiriyor. Sebebini sorduğunda işçi utanarak cevap verir. O gece gusül abdesti alması gerekmiş, fakat su bulamamış ve usta zaman tanımamış. Abdestsiz hâlde bu caminin temeline bir tek taş koymaktan Allah'tan hayâ ettiğini, çalışmıyor denmesin diye taşı böyle taşıyıp getirdiğini söyler.
Bir İşçinin İmanı
Hocaefendi bu hatırayı anlattıktan sonra dinleyenlere soruyor: Sıradan bir işçi bu edebi ve bu hayâyı taşırsa, böyle bir milletin sırtı yere gelir mi? Ecdadın yaptırdığı camilerin temelinden kubbesine kadar bu anlayışla örüldüğüne inandığını söylüyor. Sohbette meleklerin gördüğü bilinciyle yaşamanın, insanı gözden uzakta bile dürüst kıldığı vurgulanıyor.
Hayra Teşvik ve İki Rica
Sohbetin sonunda hocaefendi cemaate iki somut ricada bulunuyor. Birincisi, caminin arka safında hanımlar için perdeli ve taşınabilir bir bölüm yapılması. İkincisi, yapımı süren yirmi iki dershaneli bir İmam Hatip Lisesi için yardım toplanması; herkesin vicdanıyla cüzdanını muhasebe etmesini rica ediyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.