(49) Kafirlerin Kastı Kur'an-ı Kerim'dir (26-03-1999) - Ahmet Vanlıoğlu Hocaefendi
İnkârcıların İslam'a karşı yürüttükleri mücadelenin merkezinde hangi mesele vardır? Ahmet Vanlıoğlu Hocaefendi 26 Mart 1999 tarihli bu Yûnus sûresi dersinde, tartışmanın esasında Kur'an-ı Kerim'in bulunduğunu; itirazların kişilere değil, o kitabın hükümlerine yöneldiğini anlatıyor.
Mücadelenin Asıl Konusu
Hocaefendi, Müslümanlarla inkârcılar arasındaki gerilimin temel sebebi olarak son ilahi kitabı gösteriyor. Kur'an İslam'ın temel taşı olduğu için, ona karşı çıkanların bütün itirazlarının altında bu mesele yattığını söylüyor. Görünürde başka başlıklar tartışılsa da, neticede konunun aynı noktaya geldiğini ifade ediyor.
"Muhammedü'l-Emîn"den Sonra Değişen Tavır
Sohbetin en çarpıcı bölümü, Peygamber Efendimiz'in peygamberlikten önceki itibarına dair. Hocaefendi, Mekkelilerin ona bizzat kendilerinin "el-emîn" sıfatını verdiklerini; her konuda güvenilir, sözünde duran bir insan olarak tanıdıklarını hatırlatıyor. Peygamberliğini ilan ettiği gün ise aynı insanların tavrının tamamen değiştiğini anlatıyor. Onların şartı açıktır: "Eski Muhammed olarak gel, saygımız devam etsin; ama Allah'ın resulüyüm deme, bize o kitabın hükümlerini getirme."
"Başka Bir Kur'an Getir" Talebi
Derste okunan ayetlerde, inkârcıların Peygamber Efendimiz'den "bundan başka bir Kur'an getir ya da bunu değiştir" diye talepte bulundukları bildiriliyor. Hocaefendi bunu bugünün diliyle açıklıyor: sanki bir kanun teklifi verilmiş de geri çekilmesi isteniyor gibi. Oysa teklif eden Efendimiz değildir; o da herkes gibi vahye tâbidir. İmkânsızı istediklerini bildikleri için de ikinci bir yol öneriyorlar: hiç değilse bazı hükümleri değiştir.
Yeni Sanılan Eski Bir İddia
Hocaefendi burada önemli bir uyarı yapıyor. Kur'an'da değişiklik yapılmasını isteyenlerin orijinal bir fikir ortaya attıklarını sanmamaları gerektiğini; aynı talebin asırlar önce dile getirildiğini söylüyor. Bunca ilmî ve teknik ilerlemeye rağmen bu konudaki zihniyetin değişmediğine dikkat çekiyor. Ayrıca Kur'an'ın tek harfinin dahi yerinden oynatılamadığını, değişikliğe uğramamış tek ilahi kitap olduğunu ifade ediyor.
Dersin Sonunda Bayram Hatırlatmaları
Sohbetin son bölümü yaklaşan Kurban Bayramı'na dair pratik hatırlatmalara ayrılıyor. Hocaefendi, kurban kesildikten sonra namaz kılmanın güzel bir sünnet olduğunu ifade ediyor; arefe ve bayram günlerinin tespitinde memleketteki resmî hesabın esas alınmasını, kulaktan dolma "görüldü" haberlerine itibar edilmemesini tavsiye ediyor. Arefe günü sabah namazından bayramın son gününe kadar farz namazların ardından teşrik tekbirlerinin getirilmesini, bunun kadın erkek, tek başına veya cemaatle kılan herkes için geçerli olduğunu hatırlatıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.