(49) Devlet ve Kadın İdareci - Timurtaş Uçar Hocaefendi
Timurtaş Uçar Hocaefendi bu sohbetinde, önceki dersinde başladığı Firavun bahsini sürdürüyor. Sohbet, kürsüde anlatılacak konunun bazen kendiliğinden değiştiğine dair bir girişle açılıyor ve oradan Kur'an'ın Firavun düzenine dair yaptığı tespite, kelime-i tevhidin manasına ve Kur'an'daki yemin üslubuna uzanıyor.
Uzun Süren Saltanatlar
Sohbetin bir bölümü tarihî bir çerçeveye ayrılıyor. Hocaefendi, Kur'an'ın yıl vermediğini ama araştırmacıların Firavun hanedanının Mısır'da çok uzun asırlar boyunca babadan oğula devam ettiğini söylediklerini aktarıyor. Aynı şekilde İran şahlığının da yüzyıllarca kesintisiz sürdüğünü; bir defasında yerine erkek evlat kalmadığı için hükümdarın kızının tahta geçirildiğini anlatıyor. Peygamber Efendimiz döneminde İran ve Bizans'ın iki büyük güç olduğunu, bu devletlerdeki gelişmelerin Müslümanlarca yakından takip edildiğini belirtiyor.
Firavun Düzeninin Kur'an'daki Tarifi
Sohbetin ana fikri burada. Hocaefendi, âyet-i kerimede Firavun'un yeryüzünde bir düzen kurduğu ve halkını sınıflara ayırdığı bildirildiğini anlatıyor. Bir tarafta büyüklenen, tepeden bakan bir zümre; öbür tarafta güçsüz düşürülmüş, ezilmiş bir kesim. Hocaefendiye göre bu düzenin bu kadar uzun sürebilmesinin sebebi de budur: Varlıklı kesim elindekini kaybetmemek için, güçsüz kesim ise elinde hiçbir imkân kalmadığı için sesini çıkaramıyordu. Aradaki dengeyi kuracak bir üçüncü kesim bırakılmamıştı.
Kelime-i Tevhidin Manası
Hocaefendi buradan tevhide geçiyor. Bütün peygamberlerin getirdiği dinin adının İslam olduğunu, hepsinin anahtar cümlesinin "lâ ilâhe illallah" olduğunu söylüyor. Bu cümlenin önce bir reddediş, sonra bir kabul içerdiğini anlatıyor: Allah'tan başka ilah edinilen ne varsa reddedilir, sonra yalnız Allah'ın ilahlığı ikrar edilir. Hz. Musa'nın da aynı kelimeyle geldiğini belirtiyor.
Kur'an'da ve Sünnette Yemin Üslubu
Sohbetin son bölümü ilginç bir usul meselesine ayrılıyor. Hocaefendi, doğru sözlü olduğu bilinen kimsenin bile sözünün önemini artırmak, dikkat çekmek ve saygı uyandırmak için yemin edebileceğini, bunun fıkıh kitaplarında ele alındığını naklediyor. Kur'an'da pek çok sûrenin yeminle başladığını hatırlatıyor: Asr sûresinde zamana, Tîn sûresinde incir ve zeytine, başka sûrelerde güneşe, aya ve semaya yapılan yeminleri sayıyor. Asr sûresinde bütün insanların zararda olduğu, iman edip sâlih amel işleyenlerin bundan istisna tutulduğu bildirilir. Hocaefendi bu kadar mühim bir hükmün yeminle takdim edilmesini, konunun ağırlığına işaret olarak yorumluyor ve konuyu haftaya devam ettireceğini söyleyerek dersi bitiriyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.