(38) İnanmak İstemeyeni İnandıramazsınız - Ahmet Vanlıoğlu Hocaefendi
Ahmet Vanlıoğlu Hocaefendi bu dersinde, Yunus sûresi üzerinden sürdürdüğü sohbet dizisine devam ederken, iman etmiş kimsenin Kur'an karşısındaki sorumluluğunu ele alıyor. Dersin ana fikri şudur: İnandım demek yeterli değildir; inancın gerektirdiği vazifeler vardır.
Ümmetin İki Kesimi
Hocaefendi söze bir ayrımla başlıyor. Peygamber Efendimizin davetine muhatap olan herkes ümmet sayılır; ancak bunun bir kısmı henüz daveti kabul etmemiş "ümmet-i davet", bir kısmı ise kabul etmiş "ümmet-i icabet" durumundadır. Kabul edenlerin üzerine, kabul ettikleri şeyin gereğini yerine getirme vazifesi düşmektedir.
Kitabın Tamamından Sorumluyuz
Dersin en açık uyarısı budur. Hocaefendi, "benim sorumluluğum kısa sûrelerden ibarettir, gerisi beni bağlamaz" diyen bir anlayışın kabul edilemeyeceğini söylüyor. Müminin Kur'an'ın tamamından sorumlu olduğunu; hükümlerini yerine getirdiğinde ecrini alacağını, ihmal ettiğinde ise bunun karşılığının bulunduğunu ifade ediyor.
"Bilmiyordum" Mazeret Olur mu
Hocaefendi bu soruya günlük hayattan bir örnekle cevap veriyor. Fatura ödeme tarihini unutan kimseye "bilmiyordun" denilerek gecikme cezası kaldırılmaz. İnsan dünyevi işlerinde bilmemesinin bedelini öderken, inandığını söylediği kitabı öğrenmemeyi nasıl mazeret sayabilir? Hocaefendi'ye göre bilmemek, mümin için başlı başına bir eksikliktir.
Kıssa Devri ve Hikâye Bekleyen Cemaat
Dersin ilgi çekici bir bölümünde hocaefendi, geçmişte bazı âlimlerin dini hakikatleri doğrudan söyleyemedikleri dönemlerde bunları kıssalar ve hikâyeler içine yerleştirerek anlattıklarını hatırlatıyor. Bunu, çocuğa ilacı peynirin içinde vermeye benzetiyor. Ancak bu usulün uzun sürmesi sonucunda cemaatin vaazdan sadece hikâye beklemeye alıştığını söylüyor. Faizden, helâl kazançtan söz edildiğinde "bunun vaazla ne ilgisi var" denilmesini bu alışkanlığın neticesi olarak görüyor.
Önce İman Meselesi
Cemaatten gelen "günlük hayatımıza dair meseleleri anlat" itirazına hocaefendi yarı şaka yarı ciddi bir cevap veriyor: Sıra henüz oraya gelmedi. Çünkü sayılan konular imandan sonra yapılacak işlerdir; önce iman meselesinin sağlam kurulması gerekir. Buna rağmen cemaatine olan bağlılığını da açıkça ifade ediyor.
Fakir Talebeler İçin Zekât Çağrısı
Dersin sonunda hocaefendi, Kur'an kurslarına gelen fakir çocukların bir yıllık masrafını cemaatin üstlenmesini istiyor. Bunun için ayrıca bir yük altına girmelerine gerek olmadığını, zaten vermekle mükellef oldukları zekâta mahsuben bu desteği verebileceklerini hatırlatıyor. Gücü yetenin bir, iki ya da daha fazla talebeyi okutmasını; yetmeyenlerin birkaç kişi bir araya gelerek bir çocuğun masrafını paylaşmasını öneriyor.
Bu yazı, dersin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.