(36) Benim Neslime Allah'ı (c.c.) Tanıtmadılar - Timurtaş Uçar Hocaefendi
Timurtaş Uçar Hocaefendi bu sohbetinde, başlıktaki sitemin sebebini anlatıyor: bir neslin, kâinatın her köşesindeki ilahi sanatı görecek şekilde yetiştirilmemiş olması. Sohbet, gözün ve bakışın disiplin altına alınması konusuyla başlıyor, oradan bilginin insanı nereye götürmesi gerektiği meselesine uzanıyor.
Kalabalık bir ders halkasının meseleleri
Sohbetin girişi ilginç bir bölüm. Hocaefendi, cemaatin caminin kapasitesini aşmasından söz ediyor; çevredeki büyük camileri tek tek değerlendirdiklerini, kimisinde ses sisteminin çalışmaması, kimisinde tamirat bulunması sebebiyle uygun bir yer bulamadıklarını anlatıyor. Kadın ve erkek cemaate ayrı ders yapma fikrinin, uzak şehirlerden ailece gelenler sebebiyle işlemediğini söylüyor. Çıkışta izdiham olmaması ve edep gözetilmesi için kapı düzenine dikkat edilmesini rica ediyor. Camiyle bağı zayıf gençleri derse getirmek isteyenlerin, yer bulamayınca onları kaybettiğini aktarıyor ve asıl ulaşılması gereken kesimin onlar olduğunu belirtiyor.
Gözü disiplin altına almak
Dersin devam eden konusu, Peygamber Efendimize ve onun şahsında bütün müminlere yöneltilen, bakışların korunmasıyla ilgili emir. Hocaefendi bunu, dünyaya ve eşyaya açılan bir pencerenin kontrol altına alınması olarak açıklıyor; gözün başıboş bırakılmasının kalbe kadar uzanan bir mesele olduğunu ifade ediyor.
Yarasanın kulağı: kâinattaki nakış
Sohbetin en dikkat çekici bölümünde hocaefendi, gözü olmadığı halde karanlıkta yolunu bulan bir canlıyı örnek veriyor. Çıkardığı ses dalgasının çok ince bir tele bile çarpıp geri dönmesiyle mesafeyi hesapladığını, böylece o kadar ince bir engele dahi çarpmadan yoluna devam ettiğini anlatıyor. Bunu, kâinatta işleyen ilahi sanatın delili olarak sunuyor.
Asıl şikâyet: ilim insanı nereye götürüyor
Hocaefendinin başlıktaki sitemi burada açılıyor. Ona göre mesele bilginin kendisi değil, bilginin insanı götürdüğü yerdir. Kâinattaki bu incelikleri öğreten bir eğitimin, öğrenciyi bu düzeni kuranı tanımaya götürmesi beklenir; hocaefendi kendi neslinin ve sonraki nesillerin bu bağdan mahrum bırakıldığından yakınıyor. Tercümeden ibaret kalan, öğreteni de öğreneni de tatmin etmeyen bir aktarımın gençlere kâinatın sahibini tanıtmadığını söylüyor. Ayrıca Batı'dan gelen her şeyin sorgusuz kabul edilmemesi, ölçünün kendi kaynaklarımız olması gerektiğini vurguluyor.
Hizmete katkı çağrısı
Sohbetin sonunda hocaefendi, bir ilimizde inşa edilmekte olan yatılı bir Kur'an kursundan söz ediyor. Kapıda para toplama yoluyla değil, katkıda bulunmak isteyenlerin ders sonrası ilgililerle görüşmesi yoluyla destek verilmesini rica ediyor. Ders, mümin kardeşler ve İslam âlemi için yapılan bir dua ile tamamlanıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.