(31) İmanın Lezzetini Tadabilmek (08-05-1998) - Ahmet Vanlıoğlu Hocaefendi
Ahmet Vanlıoğlu Hocaefendi bu dersinde üç maddelik bir hadis-i şerifi işliyor. Hadiste Peygamber Efendimiz, kimde bu üç özellik bulunursa o kişinin imanın tadını alacağını bildiriyor. Sohbetin çıkış noktası şu soru: "İnanıyorum" diyen insan, neden çoğu zaman imanın lezzetini hissedemiyor?
Gelip geçici sıfatlardan alınan haz
Hocaefendi meseleyi bir mukayeseyle açıyor. İnsan sahip olduğu unvanlardan zevk alır: rütbesini, makamını, şirketini anlatırken bir haz duyar. Oysa bunların hepsi geçicidir. Bugünün zengini yarın fakir düşebilir, bugünün en güçlü insanı bir hastalıkla yatağa serilebilir. Rütbeler sökülür, mevkiler elden gider.
Hocaefendinin sorusu şu: bu geçici sıfatlardan aldığımız hazzı, Müslüman olmaktan alabiliyor muyuz? Kendimizi takdim ederken servetimizi ya da makamımızı değil de "elhamdülillah özü sözü bir Müslümanım" demeyi tercih ediyor ve en büyük lezzeti orada hissediyor muyuz? Dilenecek kadar fakir olabilirsiniz; ama o fakirlik bir iman fakirliği değildir.
Birinci şart: Allah ve Resulünü her şeyden çok sevmek
Hadisin ilk maddesi, Allah ve Resulünü diğer her şeyden daha çok sevmektir. Hocaefendi bu sevginin ölçüsünü teslimiyette görüyor: emirleri itirazsız kabul etmek. Namaz beş vakittir, oruç senede bir aydır; buna itiraz yoktur. Kişi beş yüz itiraz sıralayıp sonra "seviyorum" derse, bu sevgi iddiadan öteye geçmez.
Kendi kafasına göre hüküm çıkarmak
Bu noktada hocaefendi bir yanlışa dikkat çekiyor: "Kur'an'la benim aramda kimse olmasın" diyerek bütün âlimleri devre dışı bırakıp sonra kendi yorumunu tek doğru olarak sunmak. Verdiği cevap dikkat çekici: madem aracı olmasın, o hâlde o kişi de aradan çekilsin. Ebû Hanîfe'ye, Şâfiî'ye, Gazâlî'ye "siz çekilin" deyip kendisi araya girenin tutarsızlığını anlatıyor. Hocaefendi, işine geldiği için hükümleri hafifletmeye kalkışan yaklaşımların, on dört asırdır anlaşılmamış bir şeyi kendisinin çözdüğü iddiasında bulunduğunu söylüyor.
İkinci şart: bir kimseyi yalnız Allah için sevmek
Hadisin ikinci maddesi, bir kişiyi menfaat gözetmeden, sırf Allah için sevmektir. Hocaefendi bu maddeye kısa değinerek, sevginin kaynağının dünyevi bir beklenti olmaması gerektiğini vurguluyor. Ezan okunması sebebiyle üçüncü maddeyi tamamlayamadığını, dersi burada kestiğini belirtiyor.
Hizmete omuz vermek
Sohbetin sonunda hocaefendi, Giresun'un Alucra ilçesine bağlı bir köyden gelen talebi cemaate iletiyor: köylüler bir cami yaptırmış, yanına Kur'an kursu bölümü açmışlar; fakat bir köyün gücü bu işin altından kalkmaya yetmiyor. Hocaefendi cemaate, bir cenazenin tabutunu dört kişinin taşıması gibi bu yükü de paylaşmalarını, kimin gücü neye yetiyorsa onu vermelerini tavsiye ediyor.
Bu yazı, dersin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.