Tümü 🏠 Aile ve Toplum ⏳ Ahiret ve Kabir 💚 Ahlak ve Edep 🤲 İbadet ve Namaz 🕌 Hadis ve Sünnet 🗣️ Genel Sohbet 🌙 Peygamber Kıssaları 💬 Nasihat ve Öğütler 📖 Kur'an ve Tefsir 📿 Dua ve Zikir 🕋 Hac ve Umre ⚖️ Helal Haram ☪️ İman ve İtikat 🌛 Ramazan ve Oruç 🌾 Kader ve İmtihan 📚 Kıssalar ve İbretler 📜 İslam Tarihi ✨ Tasavvuf ve Maneviyat

(28) Fransız Oyunu (19-01-2001) - Ahmet Vanlıoğlu Hocaefendi

👁 442 izlenme 👍 3 📅 1 Nisan 2013 ⏱ 58:34
🎙️ Ahmet Vanlıoğlu 🏠 Aile ve Toplum
Sesli (mp3) Sohbet-28 http://www.ilimmeclisi.org
📝 (28) Fransız Oyunu (19-01-2001) - Ahmet Vanlıoğlu Hocaefendi — Yazılı Anlatım

Ahmet Vanlıoğlu Hocaefendi bu sohbetinde, yıllardır anlattıklarının özünü tek bir cümlede topladığını söylüyor: bir kulun Allah için yapabileceği en yüksek ibadet imandır. Sohbetin ikinci yarısında ise bu imanın nesillere nasıl aktarılacağı, yani terbiye ve eğitim meselesi ele alınıyor.

En Büyük İbadet İmandır

Hocaefendi, herkesin dilinde Allah'ın kulu olduğunu söylediğini, ancak kulluk vasfının gereğini yerine getirmekle kazanıldığını hatırlatıyor. Ona göre imanı bir ibadet olarak görmek gerekir; çünkü iman, Allah'ın koyduğu ve Peygamber Efendimizin tatbikatıyla gösterdiği dini, bölmeden ve parçalamadan, kalben ve fiilen bütünüyle kabul etmenin adıdır. Bu kabul gerçekleştiğinde kul, ibadetin en mükemmelini yerine getirmiş olur.

Alışkanlıkla mı, Şuurla mı?

Sohbetin en düşündürücü sorusu burada geliyor. Hocaefendi cemaatine soruyor: camiye girerken, kabul ettiğimiz bir bütünün mensubu olma şuuruyla mı giriyoruz, yoksa "annem de kılardı, babam da kılardı" diyerek bir alışkanlığı mı sürdürüyoruz? Ona göre ibadetin değerini belirleyen şey, arkasındaki bu bilinçtir. Bu yüzden yıllardır anlattığı her meselenin nihayetinde bu noktaya çıktığını söylüyor.

Terbiyeyi Kime Bırakıyoruz

Sohbetin orta ve son bölümünde hocaefendi, eğitim meselesine geçiyor ve tarihten bir örnek veriyor. Osmanlı'nın son döneminde, memleketin ileri gelen ailelerinin çocuklarının terbiyesinin yabancı mürebbiyelere bırakılmasını ağır bir hata olarak değerlendiriyor. Ona göre bir toplum, en kıymetli varlığı olan çocuğunu kendi değerlerini taşımayan ellere teslim ettiğinde, kaybı yalnızca o nesille sınırlı kalmaz. Hocaefendi burada tarihi bir tercihi eleştiriyor; asıl vurgusu, terbiyenin kimin elinde olduğunun tayin edici olmasıdır.

Diplomanın Bedeli Nedir

Hocaefendi bu meseleyi bugüne taşıyarak ailelere sesleniyor. Evladının diploma getirmesiyle yetinen bir anne babanın, o diplomayı alırken evladının nelerini kazandığını veya nelerini kaybettiğini de sorması gerektiğini söylüyor. Ona göre asıl mesele belgenin kendisi değil, o belge alınırken yetişen insanın nasıl bir insana dönüştüğüdür.

Uyanıklık ve Şuur Duası

Sohbeti bitirirken hocaefendi, söylediklerinin kaynağını açıklıyor: bütün bu sözleri vatanını ve milletini sevdiği, bu topluluğun daha iyisine layık olduğunu düşündüğü için söylediğini ifade ediyor. Cenab-ı Hak'tan bu millete bir şuur ve uyanıklık ihsan etmesini niyaz ederek dersini tamamlıyor.

Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.