(251) Yakup (a.s.) Yusuf'unu Arıyor (Son Vaazlarından) - Timurtaş Uçar Hocaefendi
Timurtaş Uçar Hocaefendi'nin son vaazları arasında yer alan bu uzun sohbet, bir Ramazan konuşması olarak açılıyor. Hocaefendi bu yılın Ramazan'ını kendisini davet eden cemaatle geçirmeyi tercih ettiğini söyleyerek söze başlıyor ve sohbeti tek bir eksene oturtuyor: Ramazan'ı Kur'an ayı hâline getirmek.
İki Asrı Birleştiren Ay
Hocaefendi'nin dikkat çektiği ilk husus takvimle ilgili. O yıl bir asır Ramazan'la kapanmakta, yeni asır yine Ramazan'la başlamaktadır. Bunu manevi bir işaret sayıyor ve yeni asrın Kur'an'ın asrı olmasını, bir kehanet diliyle değil dua diliyle temenni ediyor.
Kur'an'ın Sultanlığı
Sohbetin en çarpıcı akıl yürütmesi burada. Hocaefendi, Ramazan ayının Kur'an'ın indirildiği ay olduğunu bildiren ayeti okuyor ve şu zinciri kuruyor: Kur'an'ın indiği ay, ayların sultanı ilan edilmiştir; indiği gece, gecelerin sultanı sayılmıştır; indirildiği zat, peygamberlerin sultanıdır. Öyleyse bu Kur'an'ın ne kadar büyük bir kelam olduğu anlaşılmalıdır. Buradan ümmete düşen sorumluluğu da çıkarıyor ve dinleyicilerini bu noktada durup düşünmeye çağırıyor.
Gündemden Çıkan, Gündeme Girmesi Gereken
Hocaefendi orucun ne yaptığını şöyle anlatıyor: Gündelik hayatın en büyük meşgalesi olan yemek ve içmek, gündüz saatlerinde gündemden kaldırılmıştır. Nefsî arzular da öyle. Boşalan bu yere neyin girmesi gerektiğini soruyor ve cevabını veriyor: Kur'an. Ona göre kılıfının içinde duvarda asılı kalan, çekmecede bekleyen, anlaşılmayan bir Kur'an, Ramazan'ın maksadını karşılamaz.
"Allah'la Aranız Nasıl?"
Hocaefendi bir hatırasını naklediyor. Kendisine gelen birkaç kişiye "Allah'la aranız nasıl?" diye sorar; muhatapları böyle bir soruyla ilk kez karşılaştıklarını söyler. Bunu namaz üzerinden somutlaştırır: Günde beş kez davet edildiği hâlde gitmeyen kişinin "aram iyi" demesi tutarlı olmaz. Ardından bir şükür dersi geliyor. Muhatabına, koca bir şehir karşılığında iki gözünü verip vermeyeceğini sorar; cevap tabii ki hayırdır. O zaman, ana rahminde o gözü yerleştirenin ne büyük bir ikramda bulunduğunu hatırlatır; gökyüzüne güneşi koyan ile yüze gözü koyanın aynı kudret olduğunu, birinin diğeri olmadan işe yaramayacağını söyler.
Kırk Yıl Sadece Ayetle Konuşan Hanım
Sohbetin sonunda nakledilen kıssa, konuşmanın özeti gibi. Anlatıya göre bir yolcu, karşılaştığı yaşlı bir hanımın her cümlesini Kur'an'dan bir ayetle kurduğunu fark eder. Sebebini sorduğunda oğulları şöyle der: Annemiz kırk yıldır, ağzından yanlış bir söz çıkar korkusuyla Kur'an'dan başka bir kelime konuşmuyor. Hocaefendi bu hâli, ancak sevilen kullara nasip olan bir fazilet sayıyor ve dinleyicilerini Ramazan boyunca Kur'an'ı anlamaya çağırarak duayla sözünü bağlıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.