Tümü 🏠 Aile ve Toplum ⏳ Ahiret ve Kabir 💚 Ahlak ve Edep 🤲 İbadet ve Namaz 🕌 Hadis ve Sünnet 🗣️ Genel Sohbet 🌙 Peygamber Kıssaları 💬 Nasihat ve Öğütler 📖 Kur'an ve Tefsir 📿 Dua ve Zikir 🕋 Hac ve Umre ⚖️ Helal Haram ☪️ İman ve İtikat 🌛 Ramazan ve Oruç 🌾 Kader ve İmtihan 📚 Kıssalar ve İbretler 📜 İslam Tarihi ✨ Tasavvuf ve Maneviyat

(250) Yahudilere ve Kafirlere Tabi Olmayın - Timurtaş Uçar Hocaefendi

👁 1.949 izlenme 👍 48 📅 25 Mart 2013 ⏱ 47:30
🎙️ Timurtaş Uçar 🤲 İbadet ve Namaz
Sesli (mp3) Sohbet-250 http://www.ilimmeclisi.org
📝 (250) Yahudilere ve Kafirlere Tabi Olmayın - Timurtaş Uçar Hocaefendi — Yazılı Anlatım

Timurtaş Uçar Hocaefendi bu sohbetinde, Mâide sûresinde geçen ve müminlerin kimleri kendilerine yol gösterici, önder ve söz sahibi edineceklerini bildiren âyet-i kerimeyi ele alıyor. Sohbetin ana sorusu şu: Bir Müslüman ölçüsünü nereden alır, kimi kendine model seçer? Hocaefendi bu soruyu, on beş günlük bir seyahat dönüşünde cemaate döndüğünü söyleyerek açıyor.

"Ey İman Edenler" Hitabının Kıymeti

Hocaefendi, Kur'an'da müminlere seslenilirken kullanılan "ey iman edenler" hitabı üzerinde uzunca duruyor. Bunun ne kadar câmi ve mukaddes bir hitap olduğunu anlatıyor. Müminin, günde beş defa namazla huzura kabul edilen, vefat ettiğinde cenazesi öne konulup arkasında bütün müminlerin saf tuttuğu bir şeref sahibi olduğunu ifade ediyor. Ardından asıl noktaya geçiyor: Bu şerefi veren Allah, aynı kullarına yeryüzünde nasıl davranacaklarını, insanlarla münasebetlerinin usul ve edebini de bizzat bildirmiştir.

Ölçüyü Kimden Alıyoruz?

Sohbetin merkezindeki mesele bu. Hocaefendi, âyet-i kerimenin müminlere kendi iradelerini başkasının eline bırakmamalarını bildirdiğini söylüyor. Buradan gündelik hayata iniyor: İbadetlerini titizlikle yapan bir insanın bile pek çok kararında ölçüsünü kendi kaynağından değil, dışarıdan aldığını; bunun farkına varılması gerektiğini ifade ediyor. Hocaefendiye göre asıl mesele, düşünce ve davranışları Kur'an'a uydurabilmektir; "Müslüman" olmak da tam bunu gerektirir.

Yanlış Yerde Taklit

Sohbetin en sert özeleştirisi burada geliyor. Hocaefendi, Batı'nın taklit edildiğini, fakat yanlış yerinden taklit edildiğini söylüyor. Sanayide, kimyada, fizikte, laboratuvarda, araştırma enstitülerinde örnek alınmamış; giyimde, eğlencede ve yaşama biçiminde örnek alınmıştır. Ona göre yapılması gereken tam tersiydi: Üreten, veren el olmak; taklit eden değil kendisi model olan bir konuma yükselmek.

Üretmenin Şerefi

Hocaefendi bu düşünceyi somut örneklerle sürdürüyor. Dışarıdan alınan makineler ve araçlar için sevinilmesini yadırgadığını, kendisinin bundan rahatsızlık duyduğunu açıkça söylüyor. Kendi uçağını, kendi aracını, kendi cihazını yapamayan bir milletin gerçek manada müstakil sayılamayacağını ifade ediyor. Bu bahsi bir suçlama olarak değil, bir uyanış çağrısı olarak kurduğunu belirtiyor.

Ümitsizliğe Düşmemek

Sohbetin sonunda hocaefendi, meseleyi haftaya devam ettireceğini söyleyerek dinleyenlere birkaç tavsiyede bulunuyor: Ümitsiz olmamak, düşünüp taşınmak, birbirine yardımcı olmak, birbirini kırmamak ve küstürmemek. Kendi özüne ve kendi kültürüne dönmenin nasip olması için dua ederek dersi tamamlıyor.

Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.