Tümü 🏠 Aile ve Toplum ⏳ Ahiret ve Kabir 💚 Ahlak ve Edep 🤲 İbadet ve Namaz 🕌 Hadis ve Sünnet 🗣️ Genel Sohbet 🌙 Peygamber Kıssaları 💬 Nasihat ve Öğütler 📖 Kur'an ve Tefsir 📿 Dua ve Zikir 🕋 Hac ve Umre ⚖️ Helal Haram ☪️ İman ve İtikat 🌛 Ramazan ve Oruç 🌾 Kader ve İmtihan 📚 Kıssalar ve İbretler 📜 İslam Tarihi ✨ Tasavvuf ve Maneviyat

(178) Kıbrıs Savaşı - Timurtaş Uçar Hocaefendi

👁 826 izlenme 👍 12 📅 23 Mart 2013 ⏱ 53:41
🎙️ Timurtaş Uçar 🤲 İbadet ve Namaz
Sesli (mp3) Sohbet-178 http://www.ilimmeclisi.org
📝 (178) Kıbrıs Savaşı - Timurtaş Uçar Hocaefendi — Yazılı Anlatım

Timurtaş Uçar Hocaefendi bu sohbetinde, milletlerin başına gelen büyük hâdiselerin nasıl bir uyanış vesilesi olabildiğini anlatıyor. Sohbetin ana fikri şudur: Gaflet içinde yaşayan bir topluluğu bazen bir hâdise sarsar, ikaz eder ve kendine getirir. Hocaefendi bu çerçevede şehitlik mertebesi üzerinde duruyor ve tarihten bir sahne naklediyor.

Hâdiseler Uyandırır

Hocaefendi, bazı hâdiselerin gafletten ve uyuşukluktan kurtaran bir ikaz vazifesi gördüğünü söyleyerek başlıyor. Ona göre bu, tarih boyunca işleyen bir kanundur: Milletler tembel tembel, kendi hâlini muhasebe etmeden yaşayamazlar. Böyle anlar, bir topluluğun neye dayandığını ve asıl kuvvetinin nereden geldiğini yeniden hatırlamasına vesile olur. Hocaefendi'nin işaret ettiği asıl dayanak nettir: Allah'a güvenmek, Kur'an'a ve Peygamber Efendimiz'in yoluna dönmek.

Şehitlik Bir Rütbedir

Sohbetin merkezindeki kavram şehadet. Hocaefendi, şehitliğin herhangi bir kurum ya da metin tarafından verilebilecek bir paye olmadığını vurguluyor. Bu mertebeyi Allah verir, Kur'an bildirir; Peygamber Efendimiz'in yolunda gidenlere nasip olur. Hocaefendi, Allah yolunda canını veren kimse hakkında bildirilen büyük müjdeyi hatırlatıyor. Bu bahiste asıl vurgusu, şehadetin dünyevi bir unvan değil, iman zemininde kazanılan bir rütbe olduğu yönünde.

Kendi Değerlerine Dönmek

Hocaefendi, taklit yoluyla başkalarına benzemeye çalışmanın bir millete kazandıracağı bir şey olmadığı kanaatinde. Ona göre asıl mesele biçimde değil, özdedir: Bir toplumun ayakta durması, iffetini, haysiyetini ve inancını muhafaza etmesine bağlıdır. Bu sebeple cemaatinden uyanmayı, kendi benliğine, Kur'an'a ve Efendimiz'in sünnetine dönmeyi istiyor.

Tuna Boyunda Bir Sahne

Sohbetin sonunda hocaefendi, tarihimizden bir muharebe sahnesini naklediyor. Anlatıldığına göre sayıca ve silahça çok üstün bir kuvvet karşısında, cephanesi tükenmiş bir avuç asker kalmıştır. Geriye dönüş yolu yoktur. Kumandanlarının müsaadesiyle askerler ikişer rekât namaz kılar, sonra birbirleriyle helalleşip kucaklaşırlar: "Hakkını helal et; sağ kalırsan memleketime uğra, çocuğumun alnından öp, benden selam söyle" derler.

Nakledilen kıssaya göre, süngü hücumunun başladığı anda kumandanları elini semaya kaldırır ve askerlere gökyüzünü göstererek imdadın geldiğini haykırır; askerler o anda gördüklerini anlatırlar ve yeniden hücuma geçerler. Hocaefendi bu anlatımı, uzaktan seyredenlerin de hayrette kaldığı bir hatıra olarak naklediyor. Buradaki asıl mesaj, sayı ve imkân üstünlüğünün tek başına neticeyi belirlemediği; imanın ve tevekkülün ayrı bir kuvvet olduğudur.

Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.