(170) Kadın, Süs ve Moda - Timurtaş Uçar Hocaefendi
Timurtaş Uçar Hocaefendi bu dersinde, önceki haftalarda başladığı "göz ve nazar" bahsini toparlayarak kadın, süs ve moda meselesine getiriyor. Sohbetin çerçevesi baştan çiziliyor: gözün ne olduğunu ve onunla ilgili ilahi ölçüleri bilmek, bu noktadan gelen zaafa karşı tedbirli olmayı sağlar.
Müminin Vazifesi Yapıcı Olmaktır
Hocaefendi konuya girmeden önce niyetini açıklıyor. Müminlerin yeryüzünü karıştırmaya değil barıştırmaya, insanları ayırmaya değil uyarmaya, kırıcı olmaya değil yapıcı olmaya memur olduklarını söylüyor. Kendi bağlılığını da mecazla anlatıyor: müminlerin cemiyetinin merkezi Beytullah, nizamnamesi Kur'an-ı Kerim, camiler ise bu cemiyetin şubeleridir.
Göz Her Zaman Doğruyu Söylemez
Hocaefendi, "gözünle görmediğine inanma" anlayışının eğitim yoluyla yerleştirildiğini, oysa gözün bazı hâllerde yanıldığının bugün ilmen de bilindiğini söylüyor. Ona göre insanlar tam bu noktadan, yani şekle ve kalıba inandırılarak zaafa uğratılmıştır.
Bir Kese Kâğıdı Kadar Değer
Sohbetin en akılda kalan benzetmesi burada. Hocaefendi, arıların ürettikleri balı dışarıdan görünmeyecek şekilde peteklerini içeriden sıvayarak sakladıklarını anlatıyor; tabiatta pek çok şeyin bir örtü içinde geldiğine dikkat çekiyor. Sonra günlük hayattan örnek veriyor: manavdan alınan bir kilo domates bile bir kese kâğıdına konarak, örtülerek eve getirilir. Buradan sorusunu soruyor: Kıymetli bulduğumuz için örttüğümüz şeyler varken, ailemizin kıymeti bunun altında mıdır? Örtünme emrini bu değer verme çerçevesinde açıklıyor.
Bir Hekimin Gözlemi
Hocaefendi, cilt hastalıkları üzerine farklı kıtalarda çalışmış bir hekimin gözlemi olarak aktardığı bir anlatıya yer veriyor. Buna göre beslenme imkânları geniş olan bazı toplumlarda kadınların ciltlerinin erken yaşta yıprandığı, buna karşılık güneşten ve dış etkenlerden korunan hanımlarda ileri yaşlarda dahi cildin daha sağlıklı kaldığı ifade ediliyor. Hocaefendi bunu, örtünmenin insanı yıpratmadığı, aksine koruduğu yönünde bir işaret olarak sunuyor.
"Giyinik Olduğu Hâlde" Uyarısı
Dersin son bölümünde, giyinik olduğu hâlde örtünmüş sayılmayanlar hakkındaki rivayet ele alınıyor. Hocaefendi bunu şöyle açıklıyor: üzerinde elbise bulunduğu hâlde vücut hatlarını olduğu gibi belli eden bir kıyafet, ölçüye uygun bir örtünme sayılmaz. Aynı rivayette geçen, dikkat çekmeye yönelik saç ve giyim tarifleri de aktarılıyor. Hocaefendi bu hükümleri kendi adına değil, rivayet edildiği şekliyle naklediyor ve tövbenin kapısının açık olduğunu hatırlatıyor. Dersi, nazarın insan üzerindeki tesirinin ne kadar kuvvetli olduğuna dair bir hatırlatmayla bağlıyor.
Bu yazı, dersin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.